1 Kasım 2008 Cumartesi

kafka ile ortak bir derdim var: değiştim mi, dönüştüm mü?

yaklaşık altı seneden sonra tekrar bir araya geldiğim ilkokul arkadaşımla konuşuyorduk. (kader bizi bir üniversite amfisinde karşılaştırır ve olaylar gelişir.) konuştuk, konuştuk ve ona dedim ki "biliyor musun, seninle hala ortak şeylerden konuşabildiğimize ve bundan zevk alabildiğimize çok şaşırdım. aynı zamanda da inanamayacağın kadar mutlu oldum."
o da bana dedi ki "e çünkü sen hala bildiğim sensin. değişmemişsin"
ben de ona dedim ki "sen de öylesin."

son zamanlarda duyduğum en güzel cümleydi bu; sen bildiğim sensin, değişmemişsin. bir şeylerin hala aynı olduğunu görmek istiyorum. her şey ışık hızıyla değişiyor sanki. elbet ben de bir şekilde dönüşüyorumdur. ama karşımdakiyle beraber dönüştüğümde sanırım ona "aynı" geliyorum. bu hissi hep muhafaza etmek istiyorum. çevremdeki herkes bana değişik gelirken, bu değişim beni korkuturken, birinin bana aynı kalmışsın demesi beni can evimden yakalıyor. gerçi bu "sabitlik" tek başına olduğunda bir anlam ifade etmiyor. yani ben bir başıma aynı kalınca ortama uyum sağlayamam ve doğal seleksiyon beni yakar, küllerimi de rüzgar uçurur artık.

yılın sondan bir önceki ayına girdiğimizi kendime hatırlatayım bari.
yılbaşı şarkıları dinlemeye başlamamın zamanı geldi.

Hiç yorum yok: