"bakalım ekonomiyi nasıl idare edecekmiş?/ kabineyi nasıl kuracakmış?/ bu işi becerir miymiş?" gibi soruları bir kenara bırakıp bir dakika düşünün. adamlar kendilerine umut olabilecek bir partiyi seçti. başarılı olur mu olmaz mı mesele bu değil. tek isteği geleceğe umutla bakmak olan gençler kendilerine bir alternatif yarattı. başka bir ihtimal daha mümkün dedi.
kendimizi düşünüyorum. başka bir adamın, başka bir hükümetin gelebileceğini düşünmenin hayalini bile kuramıyorum. bak aklımdan geçiremiyorum bile, o derece. kendimi bildim bileli, aklım ermeye başladığından beri bu adamları görüyorum. ben ortaokuldaydım geldiler. yirmi beş yaşına bastım, halen varlar ve gitmediler. işte bu yüzden syriza'yı düşünmek bile içime umut salıyor. ne güzel, başka memleketler kendilerine bir "acaba?" kapısı araladılar diyorum. guardian güzel demiş; "bu seçim insanların umutlu olduğunu göstermiyor, umutlu olmayı ümit ettiklerini gösteriyor." işte bize en uzak olan şey. bu nasıl bir haldi ben unuttum. kara bulutları atamadık gitti.
şimdi komşuya hayal kurabilmeyi hayal etmek var. bizim payımıza düşen de umutlu olabilme ihtimalinin hayaliyle yaşamak.
