23 kasım perşembe akşamı salon iksv sahnesinde hidden orchestra vardı. çekirdek kadrosu dört kişi olan ekip; brighton merkezli ve müzisyen joe acheson'ın projesi. joe acheson çok yönlü bir müzisyen ve hidden orchestra projesinde farklı müzik türlerini bir araya getirmekte. kendisine kemanda ve piyanoda poppy ackroyd, davullarda jamie graham ve tim lane eşlik ediyor. o akşam sahnede beşinci bir üyeleri de görsellerde ve laptop başında gruba katılmıştı.
grubun müzik yapma sürecini joe acheson şu şekilde açıklıyor: tüm enstrümanların kayıtları ayrı olarak yapılıyor ve acheson tarafından bir araya getirilip kaydediliyor. örneğin, davulcu tim lane aynı zamanda grupta trombon da çalıyor ancak sahnede bu sesi kayıtlardan dinliyoruz. müziğin üzerine eklenmiş doğaya ait sesler ise hidden orchestra deyince benim aklıma gelen ilk şey oluyor. bu noktada joe acheson'ın ilginç bir projesinden daha bahsetmek isterim. tüm birleşik krallık'ı gezerek, her bir sahilden sesleri kaydettiği ve bunları incelediği bir çalışması da olmuş. şu anda grup elemanlarının deniz kenarına konuşlanmış güzelim brighton'da yaşadığını düşünürsek, böyle seslerden ilham almalarına şaşırmayız diye düşünüyorum. ya da doğadan, sakinlikten, kuşlardan.
grubun benim için dikkat çekici ve en hoşuma giden yanı çift davul ile müzik yapmaları. davullar hep karşılıklı konumlanıyor ve davulcular graham ile lane çoğu zaman birbirlerinin gözünün içine bakarak çalıyorlar. perşembe akşamı da bu şekilde adeta iki davulun birlikteliğini, iki davulcunun sahne üzerindeki iletişimini ve uyumunu izledik. bilmemin imkanı yok ancak o akşam bu iki davulcunun dostluğuna da şahit olmuşum gibi hissettim. tüm konser boyunca birbirlerine gülümseyerek tatlı tatlı atıştılar da diyebilirim. elle tutulmayan, somut olmayan bu şey her neyse, tanık olduğum için o kadar mutluyum ki... müzik icra ederken kurulan iletişim benim aklımın ermediği, hiçbir fikrimin olmadığı bir iletişim. bu da sahnede başta davulcular arasında olmak üzere, hidden orchestra ekibi içinde hissedilebilen bir şey.
grup o akşam 2017 çıkışlı down chorus albümlerinden ve sadık bir dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmayacak eski parçalarından çaldılar. benim tek eleştirdiğim nokta, şimdiye kadar salon iksv'de gördüğüm en gürültülü ve konuşkan seyirci kitlesinden birine denk gelmiş olmaktı.
hidden orchestra benim çokça dinlediğim, özellikle ders çalıştığım gecelerime eşlik eden sevgili grup. icra ettikleri müzik, bana inanılmaz bir konsantrasyon müziği geliyor. benim için cool ve uzayvari/endüstriyel bir boşluğu değil, pastoral hisleri temsil ediyor. kendilerini ikinci defa canlı dinlemiş olmanın memnuniyetini yaşıyorum. aşağıda kişisel favorilerimden olan seven hunters parçalarının 2014 yılına ait güzel bir canlı performans kaydı var.

