iki üç sene önce dicle'yle bir oyun oynardık. biz bulmuştuk. oyunun adı "o mu?/bu mu?"
...
nerden çıkarmıştık hatırlamıyorum fakat acayip eğlenceli saatler geçirdiğimizi hatırlıyorum. hatta bir kere öyle abartmıştık ki, bir yaz gecesi, msn başında nerdeyse sabah ezanına kadar oynamıştık. saatlerce.
...
oyunun mantığı karşındakine iki alternatif sunuyorsun ve ondan seçmesini bekliyorsun. ama herhangi bir şeye bağlı bir karar değil bu.
>>>>>örnek veriyorum<<<<<
oya erdoğan mı? banu alkan mı?
şimdi böyle bir soruyla karşılaşınca oya erdoğan ve banu alkan arasında seçim yaparken onları ne oyunculuklarına, ne güzelliklerine, ne de kadınsılıklarına, kısacası hiçbir şeye göre seçmen beklenmiyor senden. sadece birini seçiyorsun işte. içgüdüsel. aklına ilk gelen. neyse o.
...
biz burdan başlayıp nerelere giderdik. hey gidi günler. bazen aşırı abes noktalara da kayardı, verilmesi feci zor kararlara da. hatta "ya ben seçmesem olur mu?" falan derdik ki bu, oyunun kuralına tersti. hatta sanırım oyunun tek kuralı da buydu.
...
iki sene falan oldu oynamıyoruz. ara sıra sohbetin orta yerinde, kel alaka bir yerde "söyle bakalım müslüm baba mı, orhan baba mı?" falan diyoruz birbirimize sadece.
...
çevreme yaymaya çalıştım bu oyunu. ne olduğunu anlamadılar. ben bir şey soruyorum misal "alaska mı, sibirya mı?" diyorum. karşımdaki ilkin "hö?!" diye kalakalıyor. "nasıl yani? neye göre? değişir" diyor. "ya işte seç birini!"diyorum. bana "ama neye göre?" diyor.
velhasılı kelam olmuyor, olamıyor efendim.
kendime ikinci bir oyun arkadaşı bulamadım.
...
eğer bir gün birine "elma mı, armut mu?" diye sorduğumda "ama neye göre?" diye cevap vermez de direk "elma!" derse altın madeni bulmuş gibi olacağım.
seni bekliyorum oyun arkadaşım.
come on meeen!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder