alela diane'nin the way we fall albümü çıktığından beri, bir seneden fazladır, sık sık geceleri kulağımda bu müzikle uyuyorum. çoğu zaman albümün ilk iki üç şarkısından sonra uyuyakalıyorum. bazen gece uykumdan uyandığımda kulaklıkta çalmakta olan albümü fark edip kapatıyorum. bazen de çoktan çalıp da sona erdiğini görüyorum. bu albümü bir zamanlar marissa nadler'ı nasıl dinlediysem, bir iki sene önce beth orton'un sugaring season albümünü ya da sibylle baier'in colour green albümünü nasıl dinlediysem öyle dinliyorum; çoğunlukla geceleri ve uyurken. bir zaman sonra elbet başka bir albüm the way we fall'ın yerini alacak. sıkılmayacağım belki ama yeni bir albümün içine girme ve onu keşfetme merakı içinde bunu bir kenara koyacağım. asla sevdiğim bir müzik için tüketmek sözcüğünü sarf edemiyorum çünkü uzun aralıklarla yine ona döndüğümde beni zamanında yakalayan şey her neyse onu yine buluyorum. bu albümün açılış şarkısını çok seviyorum. bir romanın ilk sayfalarını andırıyor. ayrıldığı eşiyle olan zorlu zamanları, ilişkilerinin kopma evresini, boşanma ve yeniden toparlanma dönemlerini anlattığını söylediği bu albümde, alela diane ilk parça olan colorado blue'yu lisedeki erkek arkadaşını düşünerek yazmış. ben de kendimce bir şeyler düşündüm. colorado ve karlı günler, artık düşündüğümde bir başkası gibi gelen lisedeki ben, her şeyi yapabilecek gücü hissetme halinden bunun üşengeçliğe dönüştügü zamana kadar bir çok şey aklımdan geldi geçti. the catcher in the rye ruh halindenden the virgin suicides'a, igby goes down'dan submarine'e birkaç film ve kitap geldi aklıma. hepsi de ilkgençlik döneminin buhranlı ve zor zamanlarına dairdi. bu zamanlar asla aptal ve ne yaptığını bilmeme şaşkınlığında değildi. bu zamanlar on beş yaşındayken yirmi beş yaş kafasında olmanın uyumsuzluğunu taşıyordu. işte ne olduysa bu yüzden oldu. sonuç olarak bu buhranları ne övüyorum ne yeriyorum. hepsi birer aşama ve her birine şefkatle bakmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
aşağıdaki performans bu parçayı benim için daha anlamlı kılmakta. bir ormanda, kırmızı bir leke halinde alela diane gitarıyla şarkısını söylüyor. kısa va doğal saçları, kıpkırmızı elbisesi ve elbisesinden görünen atletiyle çok zarif ve çok kadın. mitolojideki athena gibi karşımda; çok güçlü, üretken, kendinden emin, ayakta.





