mad men etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mad men etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2014 Perşembe

alice ve sally

geçen gün wim wenders'ın alice in cities filmini düşünüyordum. o filmdeki yolculuk rotasının amerika ayağını attığımızda geri kalanının aynısını yapmış olduğumu fark ettim ve şaşırdım. sonra buradan da filmdeki alice ile mad men'deki sally draper'ın hem fiziksel hem de karakter olarak ne kadar benzediğine dair yaptığım tespitimi hatırladım. ufak bir internet araştırması ardından tabii ki de bu tespiti ilk yapanın ben olmadığımı gördüm. başkalarının da aklına aynı şey gelmiş. ben bu kareleri yakıştırdım.




13 Nisan 2013 Cumartesi

the jumping off point


mad men - 6.sezon prömiyerine dair spoiler içerir.

don draper'a bir konuda katılmamam mümkün değil. hayatında güvendiği ve gerçek anlamda onu anlayan kişilerin -peggy ve joan'ı kastediyorum- kadınlar olması konusu. bu nokta mad men'in beşinci sezonunda dikkatimi çekti ve altıncı sezonun ilk bölümüyle de bu fikrimi kendimce perçinledim. çevresinde o kadar erkek olmasına rağmen, gerçek don'u görebilen -ya da don'un kendisini görmelerine izin verdiği- kişiler nedense hep kadınlar. üstelik birlikte olduğu kadınlar değil. hatta megan bile değil. dostluğu ve güveni, yatmadığı kadınlarda bulması beni geçen sezondan beri düşündüren bir şey. peggy ile kurduğu derin ama mesafeli bağ bir yerlerden tanıdık geliyor. hatta joan'ın sağlam ve hükümet gibi kadın halinden ileri gelen don-joan ilişkisinin, peggy-don ilişkisinden daha yaygın olan bir dostluk olduğunu düşünüyorum. o tür bir ilişki bence daha anlaşılır. ancak peggy-don dostluğu farklı. peggy ve don'un iç dünyaları çok yakın ve bu da birbirlerini anlamalarını sağlıyor. bu anlama hali asla bir gönül ilişkisine evrilmek zorunda değil; çünkü buna gerek yok. insanlar illa kendilerini en iyi anladıklarını düşündükleri kişiyle birlikte olmak istiyor ama çoğu zaman seni en iyi anlayan kişi dostun oluyor. daha sık gördüğün, daha çok şey paylaştığın insan gibi görünen kişi; seni daha uzun aralıklarla ve dar zamanlarda gören dostun gibi anlayamayabiliyor. ya da depresif yönlerini dengelemek için daha neşeli birinin sana iyi geleceğini düşünüyorsun. tıpkı don'un, megan'la ilişkisinden umduğu hal gibi. sen o neşeli halin içine giremedikçe araya bir cam çekiliyor. işte o sıra, tek dayandığın, bütün bunları anladığını umduğun kişi -dostun- oluyor. bir kadının sunduğu şefkati hiç kimse sunamıyor. ben, "en iyi arkadaşım erkekler" diyen kadınları anlayamıyorum. sanırım onlar hayatlarında hiçbir zaman bir kadınla derin bir bağ kuramamışlar. hatta bunu hiç tecrübe etmedikleri için çok şey kaybettiklerini düşünüyorum. hayatta maneviyatı güçlü kaç tane ilişki kurabilirsin ki? bunlardan biri de annenin ya da sevgilinin haricinde bir kadının, sana sunduğu şefkati hissedebildiğin bir ilişkidir bence. galiba don da bunun farkında. çevresinde o kadar adam varken, gelip kendini peggy'e gösteriyor. mesela altıncı sezonun ilk bölümünde, hawaii adasıyla ilgili reklamı kim anlardı? tatile, öldükten sonra cennete gidermiş gibi bir havayla gitme fikrini kim anlayabilirdi? hayata dair pozitif  tutumuyla megan değil, diğer erkekler hiç değil. joan anlar ve iyileştirmeye çalışırdı. peggy anlar ve don ile beraber o fikir üzerine konuşmaya devam ederdi. işte hayattaki bu büyük iletişimsizliği hafifletecek birileri olmalı. hayatta, yapmak istediğin şeyi yapamayınca ya da yapmaktan mutsuzluk duyduğun şeyleri yapmaya mecbur olduğunda; bütün bunları anlatabildiğin kişiler bulunmalı. insanlardaki algı hatası, onları en iyi anlayan kişiyle yatmalarının harika bir şey olduğunu düşünmeleri. 
emeğine sağlık, çok güzel bir çizim

don'a tatilinin nasıl geçtiğini sorduklarında, sadece "bir tecrübe edendim" diyor. bunun ne anlama gelebileceğini, ofisinde camdan dışarı bakarken zihninden duyduğu okyanus sesini ihmal etmeden anlamaya çalışıyorum. tıpkı beşinci sezondaki asansör boşluğuna bakma sahnesinin bir benzeri. sahilde dante'nin cehennem'ini okuyan, ölümden dönen bekçiye "o anda ne gördün?" diye soran don için yaşam şu anda pek bir şey ifade etmiyor. insan ne zaman ölmek ister? intihar eden bilimadamlarına dair okumalar yaptığım şu sıralarda, don'un bu ruh hali bana yeni bir malzeme daha veriyor. 

11 Mayıs 2012 Cuma

joan ve peggy

kızlar bir sonraki kahve muhabbetinize beni de çağırın ne olur

mad men'in 5.sezonu gerçekten çok iyi ilerliyor. her hafta izlediğimde, "bu bölüm şimdiye kadar olanların en iyisiydi." diyorum. sonra bir sonraki bölüm geliyor ve kendimi "yok yok, bu daha iyi." derken buluyorum. bu sezon hikayenin ilerleyişi ve her bölümde derinleşmesi, olay örgüsü ve karakterlerin iç dünyasına doğru yapılan yolculuk mükemmel. her bölümü izledikten sonra duyduğum tatmin hissi, iyi bir sinema filmini izledikten veya iyi bir romanı okuduktan sonraki tatmin hissine benziyor.  
***
joan ve peggy ikilisinin sahnelerine bayılıyorum. joan'ın görmüş geçirmiş kadın olarak peggy'e verdiği öğütler, peggy'nin erkek egemen dünyada yaşadığı sıkıntıları gelip hemen joan'a anlatması, gönül meselelerinin bir numaralı güzin ablası joan'ın peggy'e bu mevzularda yaptığı yorumlar, ikisinin bir olup başka kadınları çekiştirmeleri, dedikodu yapmaları... bunların hepsine bayılıyorum.
***
canım d.'nin bir arkadaşı için yaptığı bir benzetme vardı: müjgan abla diye. hoşuma gitmişti ve ona niye öyle diyorsunuz diye sorduğumda, hani mahallenin müjgan ablası olur ya, işte onun gibi de o yüzden öyle diyoruz demişti. sadece bu açıklama bile onun ne demek istediğini anlamama yetmişti. şimdi de ben aynı benzetmeyi alıyorum ve joancığıma yakıştırıyorum: kendisi bir müjgan abla değil de nedir?