mad men - 6.sezon prömiyerine dair spoiler içerir.
don draper'a bir konuda katılmamam mümkün değil. hayatında güvendiği ve gerçek anlamda onu anlayan kişilerin -peggy ve joan'ı kastediyorum- kadınlar olması konusu. bu nokta mad men'in beşinci sezonunda dikkatimi çekti ve altıncı sezonun ilk bölümüyle de bu fikrimi kendimce perçinledim. çevresinde o kadar erkek olmasına rağmen, gerçek don'u görebilen -ya da don'un kendisini görmelerine izin verdiği- kişiler nedense hep kadınlar. üstelik birlikte olduğu kadınlar değil. hatta megan bile değil. dostluğu ve güveni, yatmadığı kadınlarda bulması beni geçen sezondan beri düşündüren bir şey. peggy ile kurduğu derin ama mesafeli bağ bir yerlerden tanıdık geliyor. hatta joan'ın sağlam ve hükümet gibi kadın halinden ileri gelen don-joan ilişkisinin, peggy-don ilişkisinden daha yaygın olan bir dostluk olduğunu düşünüyorum. o tür bir ilişki bence daha anlaşılır. ancak peggy-don dostluğu farklı. peggy ve don'un iç dünyaları çok yakın ve bu da birbirlerini anlamalarını sağlıyor. bu anlama hali asla bir gönül ilişkisine evrilmek zorunda değil; çünkü buna gerek yok. insanlar illa kendilerini en iyi anladıklarını düşündükleri kişiyle birlikte olmak istiyor ama çoğu zaman seni en iyi anlayan kişi dostun oluyor. daha sık gördüğün, daha çok şey paylaştığın insan gibi görünen kişi; seni daha uzun aralıklarla ve dar zamanlarda gören dostun gibi anlayamayabiliyor. ya da depresif yönlerini dengelemek için daha neşeli birinin sana iyi geleceğini düşünüyorsun. tıpkı don'un, megan'la ilişkisinden umduğu hal gibi. sen o neşeli halin içine giremedikçe araya bir cam çekiliyor. işte o sıra, tek dayandığın, bütün bunları anladığını umduğun kişi -dostun- oluyor. bir kadının sunduğu şefkati hiç kimse sunamıyor. ben, "en iyi arkadaşım erkekler" diyen kadınları anlayamıyorum. sanırım onlar hayatlarında hiçbir zaman bir kadınla derin bir bağ kuramamışlar. hatta bunu hiç tecrübe etmedikleri için çok şey kaybettiklerini düşünüyorum. hayatta maneviyatı güçlü kaç tane ilişki kurabilirsin ki? bunlardan biri de annenin ya da sevgilinin haricinde bir kadının, sana sunduğu şefkati hissedebildiğin bir ilişkidir bence. galiba don da bunun farkında. çevresinde o kadar adam varken, gelip kendini peggy'e gösteriyor. mesela altıncı sezonun ilk bölümünde, hawaii adasıyla ilgili reklamı kim anlardı? tatile, öldükten sonra cennete gidermiş gibi bir havayla gitme fikrini kim anlayabilirdi? hayata dair pozitif tutumuyla megan değil, diğer erkekler hiç değil. joan anlar ve iyileştirmeye çalışırdı. peggy anlar ve don ile beraber o fikir üzerine konuşmaya devam ederdi. işte hayattaki bu büyük iletişimsizliği hafifletecek birileri olmalı. hayatta, yapmak istediğin şeyi yapamayınca ya da yapmaktan mutsuzluk duyduğun şeyleri yapmaya mecbur olduğunda; bütün bunları anlatabildiğin kişiler bulunmalı. insanlardaki algı hatası, onları en iyi anlayan kişiyle yatmalarının harika bir şey olduğunu düşünmeleri.
emeğine sağlık, çok güzel bir çizim
don'a tatilinin nasıl geçtiğini sorduklarında, sadece "bir tecrübe edendim" diyor. bunun ne anlama gelebileceğini, ofisinde camdan dışarı bakarken zihninden duyduğu okyanus sesini ihmal etmeden anlamaya çalışıyorum. tıpkı beşinci sezondaki asansör boşluğuna bakma sahnesinin bir benzeri. sahilde dante'nin cehennem'ini okuyan, ölümden dönen bekçiye "o anda ne gördün?" diye soran don için yaşam şu anda pek bir şey ifade etmiyor. insan ne zaman ölmek ister? intihar eden bilimadamlarına dair okumalar yaptığım şu sıralarda, don'un bu ruh hali bana yeni bir malzeme daha veriyor.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder