son günlerde başbakanın "sahibine kırgınım, gücendim" sözleriyle tekrardan gündeme gelen zeytinburnu kuleleri ve istanbul'un silüeti konusunda konuşulması gereken başka bir nokta var. bu kulelerin dikilmesinde görev alan mimarlar ve mühendisler. bu projenin altına imza atan mimar ve mühendisleri meslek ahlâkından yoksun görüyorum. siyasi oyunları ve ekonomik rand peşinde koşan kalantorları bir kenara koyup, bu mimar ve mühendisler üzerine ayrıca konuşmak gerekiyor. hangi teknik adamın, istanbul'a böyle bir hainliği yapacak cüreti ve vicdanı olabilir, bunu cidden aklım almıyor. siyaset adamları ve para babalarına eyvallah, onlar böyle şeyler öne sürebilir ancak bu tarz fikirlerin şehre zarar vereceğini ve mümkün olmadığını bu insanlara anlatan birileri olmalı. bu projelerin altına imza atmamış insanlar elbette vardır, ancak biri atmazsa atacak biri mutlaka bulunur. işte bunu bilmek beni sinirlendiriyor. insan bu kadar mı otorite altında ezilir, bilgisini ezdirir ve kendini satar? işte ben bunun altına imza atan mimar-mühendislere küfrediyorum. bilgi bu kadar da eğilip bükülen ve parayla satılan bir şey olmamalı. çok yazık. meslek ahlâkı denen bir şey var, otoriteden önce yaptığın şeyle mesleğine ihanet ediyor musun, bunu sorgulamak gerekir. üzgünüm dostum ama bu adamların yaptığı hiçbir şeye saygım yok, mühendisliklerine kafam girsin. memlekette böyle adam çok.
***
bilim ve teknikte etik deyince, birçokları gibi aklıma ilk olarak nazi almanyasında yapılan bilim geliyor. bilimde ve teknolojide çok uzun yıllarda katedilecek yolu çok kısa zamanda alan bu insanlar, bütün bunları korkunç şeyler deneyerek yapmışlar. şu anda okurken hayret ettiğim gelişmeleri, bundan 70 sene önce bulduklarını gördüğümde ne düşünmem gerektiğini bilemiyorum. hem yaptıkları bilim insanın aklını alıyor hem de tüylerim diken diken oluyor. 1930'larda roket yapmaları muazzam bir olayken, bunu insanların üzerine atmaları son derece korkunç. mesela einstein'ın neden büyük bir insan olduğu bence tam da bu noktada anlaşılıyor, yoksa einstein en büyük bilimadamı değil. einstein tamamen etik ilkere bağlı kalıp, almanya'daki okulunda yapılan kimyasal çalışmalara tavır alıyor ve ülkeyi terk ediyor. einstein otoriteye tepkisini koyarken, bunu yapmayan birçok bilimadamı alman biliminin savaşla paralel gelişimine hizmet ediyor. bütün bunlar çok büyük ikilemler gibi görünmesine rağmen aslında değil. ellerinde her yöne çekilebilecek gücü bulunduran adamlar, sahip oldukları şeyi meslek ahlâkına uygun kullanmasını bilmeliler. otorite gönül rahatlığıyla şunu diyememeli: "biri yapmazsa yapacak başka biri mutlaka bulunur." şu unutulmamalı ki dünyanın en korkunç şeylerinden biri, kötüye kullanılmış bilim ve tekniktir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder