elimde yaklaşık bir aydan fazla süredir eduardo galeano'nun latin amerika'nın kesik damarları kitabı var. uzun zamandır elimde olmasına rağmen henüz yarısına bile gelmiş değilim ama olsun. latin amerika'nın kesik damarları'ndan pek çok kişi gibi ben de hugo chavez sayesinde haberdar oldum. obama yeni başkan olduğu sıralarda chavez bir buluşma esnasında kendisine bu kitabı armağan etmiş ve ardından bu kitabın satışları amazon'da birinci sıraya kadar yükselmiş. hatta bu olaya "amerika'ya tarihi ayar" gibisinden yorumlar yapıldığını hatırlıyorum. kitabı okumaya başladıktan sonra chavez'i merak ettim. öğrendiğime göre bu kendisinin çok satan yaptığı ilk kitap değilmiş. "beni ben yapan şeyler" derken bir sürü kitaptan bahsettiğini gördüm. bir devlet başkanının kitaplara referanslar vermesi ve bu yolla düşünce adamlarını öne çıkarması son derece etkileyici.
latin amerika'nın kesik damarları, beyaz adamın latin amerika'ya gelişiyle başlayan yaklaşık 500 yıllık sömürüyü anlatıyor. ilk başta avrupalılar'ın, ardından da kuzey amerika'nın sömürdüğü latin amerika'nın, bugün neden bu kadar fakir kaldığını anlatıyor. bu kitap sayesinde çalışmak için amerika'ya kaçak giden meksikalıları, dünyanın değişik yerlerinde cüzzi ücretlere razı gelen latin amerikalıları ve belki de bugün brezilya ekonomisinin kötü yerlerden gelip de son derece iyi bir noktaya varmasının ardındaki motivasyonu anlamaya başlıyor insan. kitap sayesinde bilmediğim bir sürü şeyden haberim oldu. örneğin avrupa'nın sanayi devriminde kullandığı ham maddenin direk latin amerika'dan gittiğini bilmiyordum. uzun yıllar boyunca latin amerika madenleri avrupa kıtasına hizmet etmiş. ilk başta iktidar ispanyolların elindeyken, onlar da iki yüz yıl sonra avupalılar tarafından alt edilmiş. hatta galeano bunu, "inek [latin amerika] ispanya'nın ama sütünü diğerleri sağıyor." şeklinde ifade etmiş.
galeano, latin amerika üzerinde doğum kontrolünün yaygınlaşmasını sağlayan amerika'nın aslında niyetinin farklı olduğunu söylüyor. bu konuyla ilgili "latin amerika'da gerillaları dağlarda ve tepelerde öldürmek yerine, rahimlerde öldürmek hem daha kolay, hem daha temiz oluyor." cümlesini kurmuş. bunlar ilginç ve bizim ülkemizde de son derece güncel konular. bu konudan yakın zamana kadar -kürt nüfusu ve doğumkontrolü ilişkisine dair haberler yapılana kadar- haberdar değildim. bu konuda ne düşünmem gerektiğini henüz bilmiyorum ama bana farklı bir bakış açısı sunduğu kesin.
eduardo galeano'nun dili nefret dolu değil. birazcık kızgın olması ise son derece anlaşılır ve bu beni kesinlikle rahatsız etmiyor. böyle bir konuyu bir başkasının elinden, didaktik bir tarzda yazılmış olarak mümkünatı yok okuyamayacağımı biliyorum. bu yüzden son derece akıcı bir üslupla yazılmış bu kitabı okumaktan zevk alıyorum ve amerika deyince neden önce aklımıza abd olan amerika'nın geldiğini şimdi daha iyi anlıyorum (çünkü galeano bundan son derece şikayetçi).



