yaklaşık on beş gün önce internette gezinirken bir habere rast gelmiştim. tekirdağ'ın malkara ilçesinde yaşayan 91 yaşındaki bir adamın kendisini av tüfeğiyle vurarak intihar ettiğinin haberiydi bu. haberin ilerleyen satırlarında intiharından "girdiği psikolojik bunalım sonucu" diye bahsediliyordu. bu haber birkaç gün kafamın bir kenarında takılı kaldı. aradan on beş gün geçmesine rağmen hala üzerinde düşündüğüm bir şey olduğunu fark ettim. beni bu kadar düşünmeye sevk eden neydi tam olarak tahlil edemedim. 91 yaşındaki birinin intihar etme cesareti mi, o yaşta birinin girdiği ağır psikolojik buhran mı, yoksa ölmeye yaklaşmış olmasına rağmen yine de bu işin kontrolünü eline alma isteği mi, hangisi beni daha çok şaşırtıyor ve düşündürüyor bilemedim. belki de hepsi ayrı ayrı etkiliyor ve daha önce hiç aklıma gelmeyen şeylerin varlığını bana gösteriyordu.
sanırım 91 yaşına kadar hayatla ve kendi varlığınla kavganın bitmiş olduğunu düşünüyordum. gerçi marquez'i ya da vedat türkali'yi düşününce bu savım çürüyor ama olsun. ben öyle olmasını ummayı yeğliyorum. bundan yirmi sene sonra daha huzurlu, halinden memnun ve belli bir dengeyi yakalamış bir insan olmak istiyorum. ancak böyle insanları görünce bu tip şeylerin çok da yaşla başla ilgisi olmadığını anlıyorum. aslında bu bildiğim bir şey. insan yirmi yaşındayken nasıl buhranlar içinde debelendiyse, elli yaşındayken de benzer şeylerin çevresinde dönüp durduğunu bizzat gözlemleyen biri olmama rağmen, yine de yaşla birlikte gelen bir huzura inanmak istiyorum. bu adam ve benzerleri ise benden bu inancı alıp götürüyor. ya da başka bir nokta kafamı kurcalıyor: insan 91 yaşındayken, ölüme yaklaşmışken, niçin kendini öldürmek ister ki diye soruyorum. bir nevi meydan okuyuş mu? belki inandığı tanrısına, belki insanoğlunun hayat döngüsüne bir meydan okuyuş. altında böyle anlamların yatıp yatmadığı beni hiç ilgilendirmiyor ama bir şekilde kendimi böyle düşünmekten alıkoyamıyorum. zaten öleceğini bilmesine rağmen, yaşamını kendi kendine sonlandıran insanın bu eylemini, bir meydan okuyuş olarak okumak beni biraz da gülümsetiyor açıkçası. "kontrol bende" düşüncesi yapmak istediklerimi gerçekleştirebilmek için beni kamçılıyor. "kontrol bende" diye geçiyor zihnimden. aslında birçok şeyi yapma gücüm, yetkinliğim, cesaretim var. sadece zaman zaman bu farkındalığı kaybediyorum diye düşünüyorum. fakat 91 yaşında intihar eden bu adamı görünce, iki farklı açıdan düşüncelere dalıyorum. bir tanesi iç huzurun uçucu ve anlık olduğuna dair düşüncelerimin desteklenmesinden dolayı duyduğum karamsarlık; diğeriyse yaşamımın kontrolünün benim elimde olduğunu bana hatırlatmasından dolayı duyduğum cesaret. hangisinin ağır bastığını bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder