bu sene yakın arkadaş grubumdan üç kişi yurt dışına yerleşince kendi kendime düşündüm, acaba ben de facebook açsam mı diye. bir bakıyorum, elin adamı benim arkadaşlarım hakkında benden daha çok şey biliyor; şunu yapıyormuş, bunu ediyormuş diye gelip bana söylüyor. dedim ben niye arkadaşlarımdan bu kadar bihaberim? herkes buradayken, yanımdayken bunu hiç düşünmemiştim de ülkeler değişmeye başlayınca "facebook aslında iyi olabilir" diye kafamda bir ampul yandı.
geçen hafta pazar günü ödev yapmak için arkadaşlarla okulda toplandık. toplam dört kişiyiz ve herkesin bilgisayarlar açık, oradan çalışıyoruz. mola verdiğimiz bir sırada diğer üç arkadaşım facebook'a giriyor ve ardından facebook muhabbetleri başlıyor. bana yine sen niye açmıyorsun baskıları yapmaya başlıyorlar. bu yurtdışına-taşınan-arkadaş durumundan sonra benim de biraz direncim kırılmış olacak ki, "olabilir aslında ya, tamam bir ara açacağım." dedim. aradan bir dakika geçmedi ki arkadaşım, "sana facebook açtım!" deyiverdi. şifren de 12345 dedi. haydaaa dedim ama kızmadım, benim de gönlüm varmış. neyse, üç-dört arkadaş ekledim ve bir saat sonra bir baktım, tanıdığım bütün insanları yanda people you may know diye gösteriyor. neyse, kimisini ekledim, kimisi de beni ekledi. bir anda otuz arkadaşım oldu ama nasıl oldu bilmiyorum. bölümde gördüğünde kafasını çevirip bana selam bile vermeyen insan bana arkadaşlık yolluyor. ben şimdi ne yapayım bilemedim. her göndereni kabul ettim tabii. meğersem öyle olmuyormuş, her arkadaşlık gönderenin arkadaşlığı kabul edilmiyormuş, arkadaşlarım dedi.
iki gün sonra kalabalık bir arkadaş grubu olarak yemek yemeye gittik. çoğu samimi olmadığım insanlar. biri dedi ki, hadi gelmişken check-in yapalım. o ne dedim, o an orada olduğumu söylüyormuşum. boşver yapmayın dedim. ben o akşam başka bir arkadaşımın davetini vaktim yok diye geri çevirmişim ama sonra bu yemek yediğim arkadaşlar ısrar edince ve ben onların ısrarlarına karşı koyamayınca onlarla yemeğe çıkıvermişim. şimdi bunu diğer arkadaşım görse ayıp olmaz mı? ne der, ne düşünür? halbuki ben son derece iyi niyetle ve dürüstlükle onu geri çevirdim vaktim yok diye. gerçekten de yoktu ama bunlar öyle bir ısrar ettiler ki kıramadım. yok beni yazmayın oraya dedim.
ilerleyen günlerde millet ne zaman fotoğraf çekse tedirgin oldum. hiçbir resme girmedim. zaten arkadaşlarımın fotoğraf albümlerine baktığımda, hiç hatırlamadığım bir sürü resmimi gördüm. üç sene önce bir yere gitmişiz de fotoğraf çekilmişiz. ne bileyim, fi tarihinde bir yerdeki toplu fotoğrafımız yıllardır milletin fotoğraf albümündeymiş vs. bunların hiçbirinden haberim yok. olmasın da zaten, ben bilmeyeyim. ama facebook'un muhtelif yerlerinde haberim bile olmayan resimlerim varmış. kızmıyorum da şaşırıyorum. bunca yıldır bütün bunlardan haberim yokken daha iyiymiş diye düşünüyorum. ben bilmeyeyim de millet ne yaparsa yapsın.
bütün bunların ardından bu işlerin bana göre olmadığı sonucuna vardım. eleştirmiyorum, kimseye bir laf demiyorum; sadece benim böyle şeylere uzak olduğumu bir kere daha anladım. bunca yıldır facebook denememişliğim yadırganırdı. beni tanıyanlar "illa da açmayacağım, kuul olacağım." diye bir kaygım olmadığını biliyordu; çünkü gerçekten bana uzak bir şey. ne diyebilirim ki, bilen bilir, bilmeyen de istediğini düşünür.
velhasıl, bugün cumartesi ve ben facebook'u sildim. ya da kendimi facebook'tan sildim desem daha doğru olur. facebook'la geçirdiğim 6 gün bana yetti. uzakta olan arkadaşlarımla da iletişimimi mail yoluyla sürdürmenin en güzeli olduğu sonucuna vardım. ne yapayım, onların fotoğraflarının altına da komik yorumlar yazmayıveririm, dert değil.
sonuç: çocuk en azından denedi, aklı kalmadı.
