tanıdığım, bildiğim biri var. suriye'de yaşıyor ve her geçen gün hiç çıkmamacasına karamsarlığa biraz daha gömülüyor. gittikçe ölüme saplandığını söylüyor. her cuma interneti kesiyorlar ve dünyayla görüşemiyor; çünkü her cuma, muhalifler cuma namazından sonra eylem yapmak için internet üzerinden örgütleniyorlar. önceleri sadece cuma günleri internet kesilirken, son zamanlarda neredeyse her gün değişik saatlerde interneti kesmeye başladılar. yirmi-otuz yaş arası muhalif gençlerden her gün birileri ortadan kayboluyormuş. onun mahallesinde de haftalardır haber alamadıkları gençler varmış. cep telefonları çoğu zaman kesiliyor, insanlar birbirleriyle iletişim kuramıyormuş. muhalif gençler bir sabah evden çıkıyor ve bir daha onları gören olmuyormuş. ablası nişanlısıyla birlikte rusya'ya kaçtı. anne ve babası da rusya'ya kaçma çabası içinde. ama o üniversitenin son yılında olduğu ve haziran ayında mezun olacağı için ülkesini terk etmek istemiyor. boşver okulu dediğimde, "eğer şimdi gidersem bir daha buraya dönemem ve okulu bitiremem. dört yıl okudum, sadece üç ayım kaldı ve bu yüzden burayı terk edemem" diyor. türkler için son çağrı yapıldı, ülkenize dönün diye. bir arkadaşımın babası şam'da ve yakında buraya dönecek. sen de gel dedim, gelemem diyor. geçen hafta ne olur ne olmaz diye pasaport başvurusu yapmış, pasaport vermiyorlarmış. gidenlerin hepsi kaçak yollardan gidiyorlar. mesela ablası öyle yapmış. türkiye en yakın yer, gel diyorum. nasıl bırakayım diyor. haziran'da finaller varmış. şimdi gel, sonra finallere girmek için dönersin dediğimde, bir kere suriye'den çıktın mı bir daha geri dönemezsin dedi.
ben böyle şeylerin hep benden uzakta olduğunu düşünürdüm. benden uzakta, kitaplarda, filmlerde.