bir süredir kendi içime bakmaya korkuyorum. hangi yazarındı, nerede vardı hatırlamıyorum ama birinin buna benzer bir lafı vardı. sanırım bu kendi içine bakmak ve korkmak anatemalı eylemi ondan ödünç almışım, benim lafım değil; ama bundan sonrası benim düşüncelerim. kendi içime bakınca korkuyorum ama dünyaya bakınca umutlanacak bir şey buluyorum. bu bir tezat gibi duruyor ama bence değil. kendi içimde değil fakat günlük hayatta umudumu yeşertecek bir şeyler buluyorum. ülkede, dünyada olup biten şeylerde beni umutsuzluğa sürükleyen ve moralimi bozan bir sürü şey oluyor; ama ne zaman içimi aydınlatan bir şey olsa, bunun kaynağı da yine sokaklar, başka insanlar, başka dünyalar. kendi içime bakıp da umutlandığım yok ama başka bir manzaraya bakıp da umutlandığım çok. sokaklardan, ülkeden, dünyadan, haber bültenlerinden, gazete yazılarından kötülük aktığı zamanlar çok; fakat benim için iyilik akan tek yer de yine bütün bu kötülüklerin geldiği kaynağın ta kendisi, yaşamın ta kendisi. bazen küsmek istediğim zamanlar var fakat yakınma hakkını kendimde görmüyorum. "insan başkalarına bakarak halinden memnun olmalı" anafikriyle yetiştirilmişiz. bu toprağın kültürü de bu, ne yapalım. inançlı biri olsam bunun karşılığı şükretmek olabilirdi ama şimdi tam olarak neyin karşılayacağını bilemiyorum. kanaat etmek mi acaba? ya da yetinmek?
ben uzun bir süredir yeni bir şey dinlemek istemez ve sadece bon iver, marissa nadler, olafur-peter-nils kankaları dinlerken, bowerbirds orta anadolu coğrafyama güneş gibi doğdu. bu arkadaşları dinleyip de şu hayata nasıl küsebilirim diye düşündüm. köyüm olsa yaza köye gitme planları yapardım. şirin ineklerden süt sağılışını izler, eğer inekçikten korkmazsam ben de denerdim. heidi çizgi filmindeki ekmeklerden yer, komşunun çocuğuna çarpım tablosu ezberletirdim. ben bunların hiçbirini on gün önce olsa düşünmezdim. ama bowerbirds'ün yeni albümünü dinleyince düşündüm. onlar beni mutlu ettiler, dilerim kendileri de mutlu olsunlar.
aşağıdaki videoda the clearing'in yapım aşamasını ve yaşadıkları evi anlatmışlar. bu albümün önce ayrılıp, sonra barışma albümü olduğunu öğrenince şaşırdım (araya magazin sıkıştırmasam olmazdı).
