m.
arkadaşım m.'nin hayata karşı takındığı cool tutum, bana bazı insanların gerçekten de övgüyü, takdiri ya da birileri tarafından onay görmeyi çok da takmadıklarını gösteriyor. böyle bir şeyi yakın çevremde bizzat gözlemliyorum. evet diyorum, böyle bir insan var, takdir görmek umrunda değil, ne yapıyorsa sadece iyi yapmak için yapıyor. m. hep bölüm birincisi oluyor ama hiçbir ödül törenine gitmiyor. rektörlük yüksek ortalamalı öğrencilere yemek düzenliyor, o katılmıyor. bütün bunları havalı durmak için yapmıyor, zaten öyle olsaydı bir kere yapardı, iki kere yapardı; dört sene boyunca da yapılmaz ki. insanlar üniversite başarı belgelerini -olanlar tabii, benim yok mesela- özenle saklarken, m.'nin almaya bile tenezzül etmemesi sanırım benim için hayata karşı takınılan cool tavrın yansımalarından biri. düşünüyorum, onun yerinde ben olsam aynı şeyi yapar mıydım, bilmiyorum. onu liseden beri tanımasam, bu kadar yıldır arkadaşım olmasa belki de bunların gerçek olduğunu düşünmezdim. ama öyle, bunların hiçbirini önemsemediğini biliyorum. başkalarının övgüsüne, takdirine bu kadar önem verilen bir dünyada onun böyle şeyleri umursamaması hoşuma gidiyor. sanırım kendisi bu tutumunu mezun olurken kürsüye çıkmayarak, efendime söyleyeyim dekanın elinden diplomasını almayarak taçlandıracak. yani bilmiyorum, öyle yaparsa hiç şaşırmam.
e.
e. bana yapmak istediklerini anlatırken onun duyduğu heyecanı, isteği ve tutkuyu fark edebiliyorum. resmen gözleri parlıyor. bir amacı var ve yapmaya çalıştıklarına uzaktan tanık oluyorum. adım adım ilerliyor ve başkaları saçma işler yaptığını düşünse de o vazgeçmiyor. "nasıl istiyorsan öyle yap" diyen nadir insanlardan olduğumu söylüyor ve bu yüzden yaptıklarını benle paylaşıyor. kendisi son senesinde tus'a hazırlanmak yerine başka bir sınava hazırlanıyor. başka bir yere gitmek için uğraşıyor. eğer geçimini sağlayacak parası olsa yeryüzü doktorlarına ya da sınır tanımayanlara falan katılacağını biliyorum. onu tanımasam bundan emin olmazdım ama tanıdığım için biliyorum. sadece gezmek istiyor, birbirimize gezi hayallerimizden bahsediyoruz. hocaları "salak mısın kızım?" gibisinden şeyler söylüyormuş. bense neden olmasın diyorum, anlattığı bana yabancı bir disiplin ama ben yine de neden olmasın diyorum. bence bu ne hayal ne de saçmalık. evet, onun yolunun birçok insanın güvenli gelecek planı arasında olmadığı kesin. ama o da güvenli olanı istemiyor ki zaten, bunun farkındayım. "okuldakiler bana hayalperestsin diyorlar" diye anlatıyor. ben de diyorum ki "ben okuldaki arkadaşlarından biri değilim, bilmiyor olabilirim ama seni anlıyorum." bazen insanın tek ihtiyacı olanın yorum yapmadan onu dinleyecek biri olduğunu biliyorum. ben e.'yi hem dinliyorum hem de onu anlıyorum. akşam karanlığında kızılay'da yürürken gitmek istediğimiz memleketlere dair sohbetler ediyoruz. içine sıkıştığı tek yollu gelecek planının, onun hayattan beklediği şey olmadığını biliyorum. bir benzerini farklı bir alanda da olsa ben de yaşıyorum ve onun bu radikal kararını cesurca buluyorum.
arkadaşım m.'nin hayata karşı takındığı cool tutum, bana bazı insanların gerçekten de övgüyü, takdiri ya da birileri tarafından onay görmeyi çok da takmadıklarını gösteriyor. böyle bir şeyi yakın çevremde bizzat gözlemliyorum. evet diyorum, böyle bir insan var, takdir görmek umrunda değil, ne yapıyorsa sadece iyi yapmak için yapıyor. m. hep bölüm birincisi oluyor ama hiçbir ödül törenine gitmiyor. rektörlük yüksek ortalamalı öğrencilere yemek düzenliyor, o katılmıyor. bütün bunları havalı durmak için yapmıyor, zaten öyle olsaydı bir kere yapardı, iki kere yapardı; dört sene boyunca da yapılmaz ki. insanlar üniversite başarı belgelerini -olanlar tabii, benim yok mesela- özenle saklarken, m.'nin almaya bile tenezzül etmemesi sanırım benim için hayata karşı takınılan cool tavrın yansımalarından biri. düşünüyorum, onun yerinde ben olsam aynı şeyi yapar mıydım, bilmiyorum. onu liseden beri tanımasam, bu kadar yıldır arkadaşım olmasa belki de bunların gerçek olduğunu düşünmezdim. ama öyle, bunların hiçbirini önemsemediğini biliyorum. başkalarının övgüsüne, takdirine bu kadar önem verilen bir dünyada onun böyle şeyleri umursamaması hoşuma gidiyor. sanırım kendisi bu tutumunu mezun olurken kürsüye çıkmayarak, efendime söyleyeyim dekanın elinden diplomasını almayarak taçlandıracak. yani bilmiyorum, öyle yaparsa hiç şaşırmam.
e.
e. bana yapmak istediklerini anlatırken onun duyduğu heyecanı, isteği ve tutkuyu fark edebiliyorum. resmen gözleri parlıyor. bir amacı var ve yapmaya çalıştıklarına uzaktan tanık oluyorum. adım adım ilerliyor ve başkaları saçma işler yaptığını düşünse de o vazgeçmiyor. "nasıl istiyorsan öyle yap" diyen nadir insanlardan olduğumu söylüyor ve bu yüzden yaptıklarını benle paylaşıyor. kendisi son senesinde tus'a hazırlanmak yerine başka bir sınava hazırlanıyor. başka bir yere gitmek için uğraşıyor. eğer geçimini sağlayacak parası olsa yeryüzü doktorlarına ya da sınır tanımayanlara falan katılacağını biliyorum. onu tanımasam bundan emin olmazdım ama tanıdığım için biliyorum. sadece gezmek istiyor, birbirimize gezi hayallerimizden bahsediyoruz. hocaları "salak mısın kızım?" gibisinden şeyler söylüyormuş. bense neden olmasın diyorum, anlattığı bana yabancı bir disiplin ama ben yine de neden olmasın diyorum. bence bu ne hayal ne de saçmalık. evet, onun yolunun birçok insanın güvenli gelecek planı arasında olmadığı kesin. ama o da güvenli olanı istemiyor ki zaten, bunun farkındayım. "okuldakiler bana hayalperestsin diyorlar" diye anlatıyor. ben de diyorum ki "ben okuldaki arkadaşlarından biri değilim, bilmiyor olabilirim ama seni anlıyorum." bazen insanın tek ihtiyacı olanın yorum yapmadan onu dinleyecek biri olduğunu biliyorum. ben e.'yi hem dinliyorum hem de onu anlıyorum. akşam karanlığında kızılay'da yürürken gitmek istediğimiz memleketlere dair sohbetler ediyoruz. içine sıkıştığı tek yollu gelecek planının, onun hayattan beklediği şey olmadığını biliyorum. bir benzerini farklı bir alanda da olsa ben de yaşıyorum ve onun bu radikal kararını cesurca buluyorum.


