8 Kasım 2011 Salı

günlük yaşamak

insan yıllar geçtikçe bu ülkeyle ilgili şu gerçeği fark ediyor: burada her şey taşıma suyla dönüyor. "taşıma suyla değirmen dönmez" demişler ama burada ilginç bir şekilde dönüyor. biri bana burayı anlatmamı istese, aklıma ilk gelen şeylerden biri bu olur. bir süredir bunun farkına varmıştım, deprem de bu tespitimi pekiştiren şey oldu. bu ülkede yaşayıp da bunu fark etmeyen elbette yoktur, benim de bu gerçekliğin farkına varışım şimdi olmuş işte.

hayret uyandırıcı bir biçimde burada işler günlük planlar üzerinden dönüyor. uzun vade dediğin şey en fazla birkaç ay sonrasıdır, o kadar. bir sorun mu var; hadi bugün, yarın, öbür gün yardım edelim, sonrası allah kerim, bakış açısı bu. işin kötüsü, her ne kadar eleştirsem de bunun benim de iliklerime kadar sinmiş olduğunu görüyorum. örneğin, "türk tipi öğrenci modeli" diye bir şey var ve bu öğrenci de taşıma suyla değirmen döndürüyor. sadece sınav için çalışıyor, öğrenip öğrenmemeyi önemsemiyor ve sınavı atlatmaya bakıyor, o kadar.

bunu doğu kültürüyle mi özdeşleştirmeliyiz, yoksa başka bir şeyle mi bilmiyorum. ancak doğu kültüründe her şeyi günlük yapmanın, günü kurtarmaya bakmanın bir karşılığı olduğunu düşünüyorum. batı ülkelerinde değil belki ama doğu'da taşıma suyla değirmen döndürmenin kültürel, sosyal, toplumun bizzat içinden kaynağını alan bir karşılığı var. ne bileyim, gidip görmedim ama hep denir, örneğin almanlarda böyle bir şey olmasa gerek. ya da japonlarda. hani bu kardeşlerimize uzun vade dersen, cidden uzun vadedir; on yıl, belki yirmi yıl sonrasını anlarlar. bana uzun vade deseler en fazla bir sene sonrasını anlarım, çünkü bizde uzun vade budur. yine de bazı yönlerden düşündüğümde bizdeki bu yaklaşıma kızamıyorum. çünkü öyle bir ülkede yaşıyoruz ki yarına çıkıp çıkmayacağımız belli değil. sokakta giderken çukura düşebilirsin, başına bir inşaattan parça düşer ve ölebilirsin, yayaya yeşil yandığı için karşıdan karşıya geçmeye kalktığında bir araba seni ezebilir falan. bütün bunlar her yerde olabilir ama burada olma olasılığı cidden çok fazla.
bunun bir de siyaset ayağı var. malum, siyasetimiz pek inişli çıkışlı, altı ay önce canciğer olduğumuz komşu ülkeyle bir bakmışsın düşman olmuşuz. sonra sadece bir gün içinde manşet olacak üç-beş farklı siyasi haber olabiliyor, potansiyel sağlam, kaynak cayır cayır. bir ay önce ne olduğunu hatırlamaya imkan yok, çünkü onun üstüne zaten yüz farklı şey daha geldi.

bütün bunların ardından bu ülkede hayatı günlük yaşamak o kadar da yanlış gelmiyor. neyse, biz yaşayalım ama devlet yine de birkaç sene sonrayı düşünse fena olmaz sanki.

Hiç yorum yok: