
annemlerin selamını getirdim
"uzay hatırası: anne-baba-çocuk e.t ve ben"
"uzay hatırası: anne-baba-çocuk e.t ve ben"
bu sefer de uzayın kuş uçmaz kervan geçmez bir yerine çıkmış tayinimiz. ne yapalım, başa gelen çekilir deyip yola çıktık. yola çıktık diyorsam, yola çıktım demek istediğimden. kimi zaman çoğul konuşmak dil alışkanlığından, yoksa son derece tekil eylemlerden bahsediyorum. neyse, ne diyordum, bu sefer de uzayın derinliklerinde bir yere düştü yolumuz. bavulumu hazırladım, halamın ördüğü kazakları ve bulabildiğim en kalın hırkaları bavula doldurdum. kahvemi, çayımı, efendime söyleyim bitki çaylarımı yanıma aldım. ne olur ne olmaz, gittiğim yerde ne içtiklerini bilmiyorum, çay bulamazsam güne başlayamam. güne başlayamazsam çalışamam ve faydalı bir insan olamam. hep buradakilere faydalı olduk, biraz da oradaki kardeşlerimize yardımımız dokunsun. yardım etmekten bahsediyorum ama asıl onların yardımına ihtiyaç duyan benim, kimsenin haberi yok. insanlar çok sıkıcı, biraz da e.t kardeşlerimle takılmak istiyorum. hem e.t'yi evimde en son misafir edişimin üzerinden bir hayli uzun zaman geçti, iade-i ziyaret bizim kültürümüzde var.
kendime çay aldım ama onlara eli boş mu gideceğim? elbette ki hayır. yeşil fasulye, bamya, kereviz ve bulabildiğim diğer yeşil sebzelerden aldım. yeşil renkli ne varsa pek seviyorlar. erik de götürmek isterdim ancak mevsimi değil, onu da annem yollar artık. patlıcan da olsa iyi olurdu ama onun da mevsimi değil. ben ne yapacağım patlıcansız diye düşününce biraz canım sıkıldı fakat orada yeni tatlar deneyeceğimi düşünerek memnun olmaya çalıştım. ne de olsa misafirperver olduklarını biliyorum, beni rahat ettirirler. zahmet etmeyin dememe rağmen e.t ve ailesi beni karşılamaya roket istasyonuna kadar gelmişler. burası ilk indiğim an çok soğuk geldi ama şimdi alıştım. ankara'dan da soğuk olacak hali yok ya. neyse, inince maaile beni selamladılar. onlarda bir gelenek varmış, uzaktan gelen misafirin kafasını elleriyle okşuyorlar. zaten e.t'nin anne ve babasının boyu çok uzun, benimki de kısa olunca kafamı okşamaları pek kolay oldu. e.t de benden kısa olunca ben de onun kafasını okşadım. sonra yanağından öptüm.
şu anda sıcak sütümü içiyorum, tadı biraz değişik ama dünya'dakine hiç benzemiyor da değil. şimdilik bu kadar. çok yorgunum, uyuyacağım. burada günler yirmi dört saat değil, alışmak biraz zor olacak ama henüz bir şikayetim yok.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder