internet dünyasında ve sosyal medya denen yerde, tanıdığımı düşündüğüm insanların samimiyetine bile inanmakta zorlanıyorum. arkadaşım dediğim kişiler için bile böyle hissettiğim çok oluyor. facebook üzerinden herkes bir şeyler; şarkılar, filmler, gazete yazıları, haberler vs. paylaşıyor ve ben bu paylaşımların samimiyetinden emin olamıyorum. bütün bunları başkaları da görsün diye mi, yoksa "bakın, ben bunu da biliyorum. şu şarkıyı dinliyorum ve şu köşe yazarını takip ediyorum" demek için mi yaptıklarını bilmiyorum. facebook denen yerde bir şeyler paylaşmak bana o kadar saçma geliyor ki anlatamam. arkadaş listemin en fazla yüzde yirmisi arkadaşım olan insanlardır, gerisi bir şekilde iletişim halinde bulunduğum kimseler ve eğer iletişim halinde olmazsam da hiçbir şey kaybetmeyeceğim kişiler. şimdi ben sevdiğim bir şeyi neden bu yabancı insanlarla paylaşayım diyorum. neden benim içimde bir yere dokunmuş, gönlümde bir yer edinmiş şeyleri samimiyetim olmayan insanlarla paylaşayım? işte bu yüzden başkaları yapınca samimiyetlerine inanmakta zorlanıyorum. onlar belki benim gibi düşünmüyor, cidden hoşlarına giden bir şeyden başkaları da haberdar olsun istiyorlar ama ben bunun ayrımını yapamıyorum. birileriyle bir şey paylaşmak istediğimde mail atmak bana daha mantıklı geliyor. bir şarkıya rastgeldiğimde ve onu bir arkadaşımın da seveceğini düşündüğümde ona özel mail atıyorum. içine ona özel yazılmış iki cümle koyuyorum ve evet, çoğunlukla bir karşılık bekliyorum. bana hemen cevap yazması da gerekmiyor, üç ay sonra yazsa bile olur. beğendim ya da beğenmedim desin, fazlasını istemiyorum. toplu yapılan paylaşımlardan hoşlanmıyorum. benimle hiçbir yakınlığı bulunmayan yüz insana, "işte benim gönlümde nadide bir yer edinmiş şarkı" minvalinden bir bilgi vermeyi fazla açıklık olarak görüyorum. başkaları yaptığında da reflekslerinin, "politik görüşürüm bu/dinlediğim müzik türü bu/sinema anlayışım şu" gibisinden kendini tanıtmak olduğunu düşünüyorum. bence beni sadece yakın arkadaşlarımın tanıması yeter.