10 Şubat 2013 Pazar

dalgalar

bugün havluları evin içindeki çamaşırlığa asarken burnuma güneş yağını andıran bir koku geldi. bunun üzerine  zihnimde plaj, kumsal, deniz ve dalgalar çağrıştı. tam o anda bir dalganın altında kalıyormuşum gibi hissettim. göğsümde bir ağırlık vardı ve derin bir nefes aldım. evet, dedim, hissettiğim şeyi bu betimleme hemen hemen karşılıyor: dalganın altında kalacakmış gibi olmak. ne yapsam da göğsümün sıkışmasını tanımlayacak bir benzetme bulsam gibi bir arayış içinde değildim. ucuz ve ağlak edebiyat da olmasın, tamam ama ne yapayım, şu andaki ruh halimi az çok anlatan bu. az sonra bir dalga üstümden geçecekmiş gibi hissediyorum. iki sene önce bugünü düşündüğümde önümde duran gelecek alternatiflerinin üzerini çizmek durumunda kalıyorum ve bu beni çok üzüyor. annemin hastalığına mı daha çok üzülüyorum yoksa bu durumdan dolayı elimin kolumun bağlanmasına mı bilmiyorum. 

kafamda hep gitmek istediğim bir yer illa var ve her birine değişik insanların dahil olduğu değişik hayallerim var. kafamdaki fotoğrafı seyrediyorum ve bu bazen bana huzur veriyor, bazen de kalbimin korkuyla atmasına sebep oluyor. kalbim hızlı atıyor, geriliyorum, bir şey düşünemiyorum, kötü düşünceler beynime hücum ediyor. kek yapıyorum, kurabiye yapıyorum, yemek yapıyorum, biraz geçiyor ama sonra yine geliyor. temizlik yaptım, kopan düğmeleri diktim, ders notlarını konularına göre zımbalayıp şeffaf dosyalara koydum ama sıkıntım geçmedi. uzmantv'de hamur nasıl açılır videosu seyrettim ama sonra gözüm yemedi. hem zaten bir şey yapsam yiyecek insan yok ki. nevresimleri değiştirdim, bulgur ve pirincin olduğu çekmecede etrafa saçılan bulgur ve pirinç tanelerini temizledim, aynı anda okumaya çalıştığım kitapların hepsinden iki sayfa okuyup bıraktım. çantama tıktığım buruşturulmuş fişleri, faturaları çöpe attım. bütün bunları yaptım ama sıkıntım yine geçmedi. 

beynimiz bize ne oyunlar oynuyor. var olmayan bir güneş yağı kokusu beni nerelere getirdi? sonra dalgaları düşününce aklıma şu albüm resmi geldi. sanki ben de her şeye bir camın ardından bakıyor gibiydim. bir yerde güzel, ilham verici bir hayat var ama ben gerçekliğinden emin değilim, sorguluyorum ve koşullar elvermediğinden yanına gidemiyorum.