8 Şubat 2013 Cuma

#19

1. cv'me yazacağım en büyük başarı, mutlu olmak için çaba sarf eden bir insan olduğum gerçeğidir. beynimin kimyasını bozmamak için çok çalışıyorum ama bir yerden sonra yorulduğumu hissediyorum. fiziken gelen yorgunluk bazen kolumu kaldırmamı bile güçleştiriyor ama inadına bir şeyler yapmaya çabalıyorum. bence hayat bir öğretmen olsa, sözlüme yüz verirdi; kanaat notu kullanır, beni geçirirdi. 


2. bu tatilde buddenbrookslar'ı okumak yerine parenthood izlemeyi tercih ettim. resmen bir derse çalışır gibi dikkatlice izliyorum. aile kavramına günümüzde geçen bir hikaye üzerinden bakmak istediğim için bunu yapıyorum. bir şeyler öğrenmek için izliyorum. hiç yukarıdaki resimdeki gibi bir aile sofrasına oturmadığım için benim açımdan epey öğretici bir dizi oluyor. 

3. annemin sağlığının iyiye gitmediğini doğumgünümü hatırlamamasından iyice anladım. üzüldüğüm ne onu bile bilmiyorum. bunun içinde biraz da bencillik var. otuz yaşıma geldiğimde ve diyelim hasta olduğumda, bana çorba yapacak bir annem olmayacak. yardım istediğimde gittiğim insanlar -şu anda olduğu gibi- arkadaşlarım olacak ve biliyorum ki herkesin bir gün kendi hayatı olacak. en sevdiğim insanların dünyanın değişik yerlerine dağılıyor olduğunu görünce üzüldüğüm şeyin biraz da bencillik olduğunu kabul ediyorum ama bu kadarına hakkım olduğunu düşünüyorum. ne kadar yorulduğumu anlatacak bir ifade bulamıyorum. her şeyi bırakıp gidip kafa dinlemek istiyorum ama bunun mümkün olmadığını biliyorum. sanki hiç istememe rağmen zorla bir çocuk sahibi olmuşum gibi hissediyorum. her şeyi tek başıma yapmak zorunda olduğum hayatımdan yoruldum. kafamdaki hayat ne zaman başlayacak bilmiyorum. 

4. yeşil çayı ne zamandan beri balla içtiğimi bilmiyordum ve bunu fark etmem anlık bir olaydı. ben hep bitki çayı içerdim ama yeşil çayın içine bal koyma işi ne zaman başlamıştı? sonra bir gün fark ettim, p. yeşil çayını balla içiyordu. meğersem bu alışkanlığı ondan kapmıştım. dostluklar böyleydi, bilmeden çok sevdiğim dostumun yaptığını yapmaya başlamışım.

5. günümüzde üretilen müziği dinleme isteğim her zaman baskınken, günümüzde üretilen edebiyata alakasız durmam bir çelişki mi bilemiyorum. bugün basılan bir kitabı okuma isteğim hiçbir zaman olmadı ve bu yüzden cidden iyi edebiyat ürünlerini kaçırdığım çok oluyor. hatta şöyle diyeyim, yaşamakta olan bir yazarın eserini okumama gibi garip bir refleksim var. bu bir tek bende var sanıyordum ama başkalarında da olduğunu görünce bir nebze rahatladım. bu huyumun kötü bir şey olduğunu düşünüyorum ama değiştirmek içimden gelmiyor. bugün halihazırda edebiyat yapan türk yazarlarından okuduklarımın hepsi, lise edebiyat hocam sayesindedir. zaten liseden bu yana da okuduğum güncel edebiyat ürünü bir elin parmakları kadardır.