
bazı sabahlar yataktan çıkmak zor geliyor. koca gün daha başlamadan gözümün önünden gelip geçiyor. o vakit kalkmamı kolaylaştıracak bir neden arıyorum. bazen buluyorum, çoğu zaman bulamıyorum. kimi sabah beyaz peynir, ekmek, yanında da çay istediğim için daha kolay çıkıyorum yataktan. bazı sabahlar da saçımı tarayınca nasıl olacağımı görmek istediğimden kalkıyorum. gece yıkadığım ve henüz şampuan kokan saçımı açık bırakınca, gün içinde ara sıra şampuan kokusu burnuma geliyor; kendimi temiz hissediyorum. temizlik hissi içimi ferahlatmaya yetmiyor belki fakat kısa bir anlığına da olsa iyi hissetmemi sağlıyor. bazı günler dersin başlangıcına dek olan o on beş dakikada içtiğim kahvenin beni kendime getirişini seviyorum. yüzüme soğuk su çarpmışım gibi, sabahın köründe buz gibi denize girmişim gibi irkiliyorum. bu sabah sıla'yı arayacağımı bildiğim için yataktan çıkabildim mesela. koskoca bir günü tek bir telefon konuşmasına bağlamanın zavallı bir durum olduğunu düşünebilirsin. beni amaçsız biri gibi görebilirsin. sana katılmadığımı söylerim bir tek, yanlış anlamanı düzeltmeye uğraşmam; çünkü düzeltmeyi istemem. eğer öyle düşünüyorsan bilirim ki hayatının hiçbir döneminde birinin sesinde kaybolmak istememişsin. eğer isteseydin beni anlardın. ben bekledim; arkadaşımla konuşacağım an, bana sabah saatindeki tüm dersleri çekilir kıldı. sadece bir ses aradım. beni rahatlatacak ve bana güven verecek bir sesin içinde kaybolmayı diledim. zaman ve mekan kısıtlaması olmaksızın sevdiğim birinin yanında olmak istedim. bildiğim tüm matematiği unutup sadece tek bir düzlem yarattım. istediğim herkesi kendi düzlemime koymayı tasarladım. bunu nasıl yapacağımı bilemedim ama vazgeçmedim de. neyseki telefon vardı. ya bir de olmasaydı? küçük şeylere bağladım günleri. neyi beklediğimi bilmeden beklemeye koyuldum.
gün geliyor koca evrende bir ses arıyorum. seslendiğimde beni tanıyacak bir komşu istiyorum. gün geliyor bir şarkıdaki söz beynimden hiç gitmiyor. dinlerken benimle aynı yere takılan var mıdır? saçmasapan şeyler hakkında uzun uzadıya konuşmak istiyorum. haberleri dinliyorum, haberler kötü. "önce iyi haber mi yoksa kötü haber mi?" diye sormuyor kimse; çünkü haberler hep kötü hep kötü. o zaman gerçeklikten kaçmayı düşünüyorum. sesler kendi odamı inşa etmeme yardımcı oluyor. ben olmak istediğim yerde oluyorum.
2 yorum:
ben de takilmis o sozlere. elbette bir guneyli kuzey isiklarini bilemez.
en olmadı lava lambasını biliyorsa belki mazur görebiliriz.
Yorum Gönder