bütün bu çelişkiler yaşla mı ilintili yoksa başla mı bilmiyorum. insanın yaşı ilerledikçe iç dengesini bulabilme ihtimalini düşünüp birazcık rahatlıyorum. böyle düşününce bir nebze olsun dinginlik geliyor. beni bu dengesizliğimle seven arkadaşlarım olduğunu görüp memnun oluyorum. bu inişler çıkışlar tabiatımın bir parçası ne yazık ki. istikrarlı bir ruh hali tutturamamak beni gerçekten mutsuz kılıyor, aksi bir insan yapıyor ama aksiliğim kendime. kötülüğüm desen kendime. kendi zamanımı harcıyorum, kendi günlerimi çarçur ediyorum. fırsatlarımı kendim elimin tersiyle bir kenara itiyorum. yaptığımı da kendime yapıyorum, yapmadığımı da. sarkaç sallanıp duruyor ama bir yerde durmuyor. duraklar hep kısa sürelik. sonra bir bakmışsın hooop, başka bir yerdeyim. bazen yolumu kaybediyorum, kafam karışıyor, sıkılıyorum ama kimselerin yardımcı olabileceği bir şey değil bu. kendi kendime halletmem gerektiğini biliyorum.
sıkkınlıklar, sıkılmalar. canıma pencere açsam biraz temiz hava gelir mi acaba? "sıkı can iyidir" derler, bizi öyle yetiştirdiler. keşke başka bir laf duymuş olsaydık. bize başka bir seçenek sunsalardı belki şimdi daha az "sıkkın", daha çok "bir şey" olurduk.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder