diyelim ki kendini bildin bileli hep aynı şekilde algıladığın bir şey var. ismini duyunca gözünde canlanan bir görüntü, o ismin kulağında çınlarken bıraktığı bir melodi var. şimdi sana benim algımdaki şelaleyi anlatmak isterim. belki düden şelalesi'dir, belki niagara. belki doğaldır, belki yapay; ben orasını bilemem. benim tek derdim şelaleyi anlatmaktır. şırıl şırıl akışından mı insanlar ona şelale diye seslenir bilemem. "ş"si baskın, "l"si bol, hareketi çok olsa gerek. şimdi hareket deyince sen bana sudan üretilen enerjiyi anlatırsın, yok anlatma. illa bir şey anlatacaksan senin zihnindeki şelaleyi anlat. senin şelalen de güzel şeyler mi getiriyor aklına? benimkisi öyle. ama birhan keskin'inkisi* öyle değilmiş. okuyunca şaşırdım doğrusu. düşündüm de düşündüm. böyle ipte asılı çamaşır gibi takılı kaldı aklımda. kim bir şelale için "aklıma suyun intiharı geliyordu hep/ şelale deyince / divaneliği söylüyordum" der ki? suyun intiharı olabilir mi hiç? suyun olsa olsa yolculuğu olur, o akar yolunu bulur. bize öyle demediler mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder