5 Mayıs 2010 Çarşamba

hıdırellez

dilek söylenir mi hiç? o zaman gerçekleşmez ki.

bu gece hıdırellez'miş. bir gül ağacı bulsak da dileğimi altına gömsem. kaç gün önceydi, kendi kendime dedim ki bu yıl hıdrellez'i kaçırmayayım, bir şey dileyeyim. ne dileyeyim diye düşünmedim çünkü biliyordum.
böyle şeyler pek güzel. "cemre düşmesi"nden hiç anlamıyorum ama anneanneler diyorsa doğrudur. yaşlı kadınlardan daha çok şey bilecek değiliz ya?
dilden dile anlatılan, içinde masalsı unsurlar bulunan, mistik bir yanı olan hikayeleri dinlemeyi seviyorum. hıdırellez'i seviyorum. çünkü dileğimizi toprağın altına gömüyoruz. bir tek toprak biliyor. ama ketum, dillendirmiyor. o herkesi kucaklıyor. sonracığıma bir de güllerin yaprakları biliyor dileğimizi. bu yolla doğaya dönüyoruz, doğanın kendisiyle bütünleşiyoruz.
niye gül ağacı deniyor bilmiyorum. gül çiçek değil mi, ağaç da nereden çıktı? gerçi eskiler gül ağacı diyorlarsa vardır bir hikmeti. ben sorgulamıyorum, onun yerine dileğimi kağıda yazıyorum. ah bir de gül ağacı bulsaydım.

Hiç yorum yok: