31 Temmuz 2009 Cuma

Hanene Ay Doğacak - Şebnem İşigüzel

Uzun yıllar sansürlü olduğunu ve daha birkaç sene önce üzerindeki yasağın kalktığını öğrenince, Şebnem İşigüzel'in Hanene Ay Doğacak adlı öykü kitabını merak ettim ve okumaya koyuldum. Bittiğinde bu kitabın 1993'te yayınladıktan çok kısa bir süre sonra yasaklanmasının ne denli saçma bir hareket olduğunu gördüm. Tabii ki kitabı okumadan önce de yasaklanmasının ne kadar çağdışı bir hareket olduğunu düşünüyordum ama okuyunca bir kez daha düşündüm, pekişti. Yasaklanma nedenine gelince, içinde ensest ve nekrofili barındıran öyküler içermesi. (aslında bence kitaptaki durum için nekrofili demek ağır kaçıyor, biraz yumuşatmakta fayda görüyorum). Okudum, ne anlattığı iki ensest öyküsünü ne de nekrofili içeren öyküyü rahatsız edici bulmadım. Bunu ukala bir tavırla söylemiyorum çünkü hikayeler gerçekten edebî bir tavırla yazılmış/yazılmaya çalışılmış; bunu görmemek için hissiz olmak gerek, ya da art niyetli. Bu kitap, uzun yıllar birçok cümlesinin üstü karalı olarak (hani gazetelerde insanların gözüne bant çekilir ya) bulunmuş piyasada. Ne kadar trajikomik. Kitapla ilgili kendi yorumum ise bence sıradan bir öykü kitabı olduğu yönünde. İnternette araştırdığımda yazarını övücü, edebiyatını ve kalemini yüceltici birçok yazıyla karşılaştım. Açıkçası şaşırmadım desem yalan olur, bayağı bir şaşırdım. Bence normal bir kitap işte. Okunmasa da çok bir şey kaybedilmez. Parça parça beğendim, bütün olarak beni o denli etkilemedi. Böyle diyerek insanların verdiği emeğe haksızlık etmek istemem ama "ölmeden önce okunması gereken kitaplar" listeme girmediğini söylemek isterim. Tabii ki bu onun kötü olduğu anlamına gelmez, görüyorum ki derinden yakaladığı bir sürü insan olmuş, ben olamadım ne yazık ki. Hanene Ay Doğacak, Şebnem İşigüzel'in okuduğum ilk ve tek kitabı. İçimde diğer romanlarını okuma isteği doğmadı, üzgünüm.

Ama şunu söylemek isterim ki Şebnem İşigüzel bu öykü kitabını 20 yaşında yazmış. 20! Kitap, çıktığı yıl Yunus Nadi ödülünü kazanmış. Bu koşullar altında benim hiçbir şeyden anlamayan bir mal olma ihtimalim kuvvetle muhtemel.

Parça parça beğendim demiştim ya yukarıda, o parçalardan birini paylaşmak isterim. Aslında düşünüyorum da, az sonra paylaşacağım şeyi bir kitapta görmek, birinden duymuş olmak beni iyi hissettirdi çünkü ben de öyle düşünüyorum. Yaşamda böyle bir paylaşımın var olabileceğine tüm kalbimle inanıyorum. Güzel bir fikir çünkü. Ya da güzel bir his mi demeliyim? Ya da güzel bir bakış açısı. Eminim ki aşağıdaki kısacık paragraf ömrüm boyunca benim hafızamda yerini koruyacak. Hep hatırlayacağım. Böyle düşünen insanların da olduğunu bilmekten memnuniyet duyacağım. Sadece bir avuç insan bile olsa yeter diyeceğim. İşte sırf bu yüzden bu kitabı okumuş olmaktan pişmanlık duymuyorum. Hayatın özünün basitlik olduğunu anlatıyor bana.

"Seninle birlikte yaşamayı, sırtını sabunlamayı, seni yemek yerken izlemeyi, fotoğraflarını çekmeyi, içine girmeyi, delicesine öpmeyi hayal etmiyorum. ‘Ben seni seviyorum.’ Sadece seviyorum. Bu karışık dünyada senin yaşadığını bilmek beni mutlu ediyor."


Şunu dilerim ki herkesin hayatında bunu diyebileceği biri olsun. Sevgiliden falan bahsetmiyorum, "biri" diyorum. "Biri" olsun.

Hiç yorum yok: