
Atlası açıp baktım. 1/20.000.000 ölçekli haritada iki şehir arası 14.3 cm. Sağ elimin işaret parmağını kendi şehrime koydum, sol eliminkini ise onun şehrine. Fiziki harita bana birbirimizden uzak olduğumuzu söylüyor. Coğrafya öyle diyor. Arada ülkeler ve denizler var. En iyi arkadaşım artık benden harita üzerinde 14.3 cm uzakta. Bu değer 20.000.000 kere küçültülmüş. Gerçekte kaç kilometre uzakta olduğunu hesap etmiyorum, öğrenmek istemiyorum. Sayı basamakları arttıkça gerçek soğuk beton bir duvar olup, önüme dikiliyor.
Küçükken annem, halam, eniştem ve amcam benim için elzem insanlardı. Hani insan küçükken bazı sevdiklerinin kurgusal olarak öldüğünü düşünüp, ağlar ya; benim simülasyon karakterlerim de onlardı işte. Tanrıyla aramın iyi olduğu ve dua etmeyi becerebildiğim yaşlarda bu dördüne bir şey olmasın derdim. Sonsuza dek bir arada ve mutlu yaşayalım isterdim. Aradan yıllar geçti, büyüdüm ve elzem insanların sayısında bir miktar artış oldu. "Ya ona bir şey olursa?" diye kurgusal acılar yaratıp, endişelendiğim insan sayısı arttıkça ben de çoğaldım galiba. İçim genişledi. Görünüşte hacimsel bir değişiklik yokmuş gibi dursa da, içimin hem özkütlesi hem de hacmi arttı. Psikanalistçi büyüklerimiz kaygı ve endişenin farklı şeyler olduğunu söylüyorlar. Benim şu anda duyduğum hangisi bilmiyorum lakin dostumu kaybetmekten korkuyorum.
İlkokul üçte tanıştık. İlkokul beşte iyi arkadaş olduk. Hiç aynı sınıfta olmadık ama ilkokulu, ortaokulu, liseyi aynı okullarda okuduk. Farklı bölümlere girdik ama yine aynı üniversitedeydik. O kampüsün bir ucunda, ben diğer ucundayım ama yemekhane buluşma noktamız. İlk ben varıyorum. Günlük tabldot listesine bakıyorum, bamya var. Ben çok severim ama o ağzına koymaz. Hemen çıkıyorum oradan, telefon açıp diyorum ki; sen hiç gelme bamya var, ben geleyim, sizin kantinden çorba alırız. Bamya sevmediğini biliyorum, neyi yiyip yemediğini biliyorum. Düşündüm, kaç insanın neleri ağzına koymadığını biliyorum? Birkaç kişiyi geçmez.
"Eğer ikimiz de bir gün bir yerlere gidebilirsek" diye geçerdi aklımdan, "ilk giden o olacak muhtemelen." Bunu evvelden beri biliyordum. Dayanak noktam neydi bilmiyorum ama hissediyordum. Onun hayallerini gerçekleştirdiğini görmek bir ebeveyn gibi gururlandırıyor beni, mutlu ediyor. Ama hemen ardından bir ürperti geliyor. Araya girecek olan mesafe farkında olmadan dudaklarımı kemirmeme neden oluyor. Eğitimine gittiği yerde devam edeceğini düşünüp, onun adına seviniyorum. Ya dostluğumuz kesintiye uğrarsa diye düşünüp, üzülüyorum.
Kendi kendime dedim ki;
İletişimin böylesi sınırsız olduğu bir çağda ilişkimiz neden değişsin ki? Neden birbirimizden uzaklaşalım ki? Nerede olursak olalım, eğer istersek dostluk ilelebet sürer. Mesele paylaşmaksa, birbirimize her şeyi anlatabiliriz yine, birbirimizi hayatlarımızda olup bitenlerden bihaber bırakmayız. Hem dostluk demek fiziken bir arada olmak demek değil ki. Dostluk birbiri için alışkanlık olmaktan çok öte bir şey. İki insan isterse dostluk her yerde ve her zaman sürer.
Bunlar kendi kendimi telkin etmek için söylediklerimdi. Beyaz bir kağıdı alıp, tam ortasından bir çizgi çekip, artıları ve eksileri yazmak gibi bir şeydi. Madalyonun bir de öteki yüzü vardı.
Kendi kendime dedim ki;
Her gün farklı kıtalarda gözümüzü açacağız. İklim farklı olacak, gökyüzü farklı, saatler farklı, akşam televizyonda izlediğimiz haberlerin gündemi farklı olacak. Aynı çeşit kahveden içmeyeceğiz. Ben burada Türk kahvesi içip, eğlencesine "Senin için kabarmış" derken, o orada yeni kahve çeşitleriyle tanışacak. Gittiği yerde yeni müzikler keşfedecek, benim duymadığım şeyler dinleyecek büyük ihtimal. Oranın yazarlarını tanıyacak. Farklı filmler izleyeceğiz. Nedenini bilmiyorum fakat burada bir sessizlik anında "Galiba kız doğdu" derler ya hani, o da orada gittiği yerin deyimlerini öğrenecek. Günlük hayatta kullanılan, benim bilmediğim bir sürü deyim. Yeni yemekler yiyecek. Ulaşım sistemi farklı bir şehirde dolaşacak her gün. Okyanus görecek sonra. Bense hayatımda hiç okyanus görmedim henüz. Sonra bana bütün bunları anlatırken, onu çok mutlu bir şekilde dinleyeceğim. Ama hafif bir burukluk olacak çünkü içimde bir yetersizlik hissi belirecek. Çünkü o başka bir kıtada, bir sürü şeyle tanışmış olacak ve ben hiçbirini bilmiyor olacağım. Hayatlarımız farklı yönlere doğru evrilirken, ya bir dost olarak yetemezsem ona? Ya bütün bunları benimle paylaşmaktan zevk almıyor hale gelirse?
Güle güle hediyesini verdim ona. Sarılırken muslukları birden boşaltmamak için beynimden başka başka şeyler geçirmeye çalıştım. "Balık burcu olan sensin, bana ne oluyor?!" deyip, kızdırmak istedim onu. Ama demedim. Sevgililerin arasına coğrafi uzaklık girdiğinde ikisi de inanmasa bile bazen birbirlerine söz verirler ya ilişkiyi sürdürmeye dair; dostluklarda böyle bir şey söz konu değildir, kimse kimseye söz falan vermez. Hem neyin sözünü vereceksin zaten? İnsan ilişkilerinde söz vermek pek realist bir davranış olmasa gerek. Söz vermekten ziyade dürüst olmak gerek. Ne anne çocuğunun, ne iki sevgili birbirinin, ne de bir dost diğerinin sahibi değildir çünkü. Hayatta her şey mümkün.
Yeni başlangıcında onun çok mutlu olmasını istiyorum. Ama bir yandan da korkuyorum, gittiği ülkeyi "ev"i haline dönüştürmeye çalışırken ya orayı çok sever de bir daha geri dönmezse diye. Ya yıllarca kalırsa orada diye. Ya da şartlar öyle gerektirir, ilerde gerek akademik gerekse maddi anlamda orayı daha tatminkar bulur da aramıza daimi saat farkları girerse diye? Ya onun hayatına giren insanları tanımazsam ve bu benimle paylaşacağı hikayelerin içinde koca boşluklar oluşturursa? Yıllar içinde yaşadığımız farklı deneyimler zamanla bizi ortak paydamızdan uzaklaştırırsa?
Eğitim hayatımız boyunca bize bir sürü şey öğrettiler. Birçoğuna gereksiz dedik, bunu gerçek hayatta nerede kullanacağız dedik. Kimin aklına gelirdi ki coğrafya dersinde öğrendiğimiz iki nokta arasındaki uzaklık problemlerinin gerçek hayatta bir karşılığı olsun.
20.000.000 birim uzunluk haritada 1 birim ise, 14.3 cm gerçekte kaç km’dir? (Birimleri çevirmeyi unutmayın!)
Saatime bakıyorum. "Şimdi orada saat şudur. Muhtemelen şunu yapıyordur."
Gerçekliğini bilemem tabii. Bu sadece bir tahmin.
2 yorum:
grafiğw bittim. : )
el emeği, göz nuru :-)
Yorum Gönder