Bir kelimeyi üst üste iki kere yanlış telaffuz etmişim. Ben olsam düzeltmezdim. Eğer sen significant kelimesini "signifişınt" olarak okusaydın, "Hayır o signifikınt diye okunur" demezdim. Ben duymamazlıktan gelirdim. Noktalı harflere karşı olan sempatimi sana açıklamak isterdim; ç’lerin, i’lerin, ş’lerin, ü’lerin ve ö’lerin kulağıma güzel geldiğini bil isterdim ama kendimi hep bir şeyleri açıklama durumunda bulmak istemediğim için hiçbir şey demedim. Eğer bana senin bilmediğin ama benim iyi bildiğim bir konuda bir şey soracak olsaydın, sana açıklama yaparken kendini eksik hissetmene neden olmazdım. Hatta anlatımıma öyle bir hava verirdim ki, o bilmediğin şey çok önemli bir şey bile olsa, aslında o kadar da mühim değil, bilmemek bir eksiklik değil hissine kapılırdın. Bana öğrenmek istediğin bir şeyi sorsaydın, sana açıklama yaparken bihaber olduğun kavramlarla değil; elimden geldiğince basit anlatmaya çalışırdım. Öyle ki yanımdan kalktığında kendini bir an önce eve gidip, başına yorganı çekip uyumak arzusu içinde bulmazdın. Eğer sen bana sormuş olsaydın; dolar nasıl yükselir, enflasyon nasıl bir şeydir, paranın değeri nasıl düşer; eğer bütün bunları bilmiş olsaydım sana öyle anlatırdım ki, o esnada beraber öğrenirdik. Ben olsaydım, bütün gün bir şey yememiş olmana rağmen bana karnının acıkmadığını söylediğinde bile sana zorla bir şeyler yedirirdim. Hani eskiler ısrarlarını kabul ettirmek için "Ölümü gör" derler ya, ben öyle demezdim; ısrarcı biri değilimdir ama yemek yemen için üstelerdim. Eğer bana "Peki şimdi ne yapacağım?" diye sormuş olsaydın, kendini bir başına hissetmene neden olmazdım. Çözüm üretebilir miydim bilmiyorum fakat denerdim. Diyelim ki senin hayata dair öğrenecek daha çok şeyin olmuş olsaydı ve ben senden tecrübeli olsaydım, yanında dururdum. Emek edecek gücüm ve şevkim yok deyip ücra bir yere gitmezdim. Ben olsaydım sendeki öğrenme isteğini görürdüm, çünkü içine biraz daha yakından bakıyor olurdum. Eğer bana sorsaydın, yaşamak için pozitif bilimin yanına içgüdüleri de koymak gerekir derdim. Sana başka insanları uzun uzun tasvirleyerek anlatmazdım, kendini sıradan hissetmene neden olmazdım. Hatta insanoğlu Ay'a gitmeden önce Ay'a giden Jules Verne ile senin ismini aynı cümlede bile geçirirdim. Ben olsaydım, senin içindeki Jules Verne'i sana göstermek için çabalardım. Dünya üzerinde kimsenin düşünmediği ama senin aklından geçmiş olan bir şeyi sana gösterebilmek için uğraşırdım.
*Ankara-Eskişehir yolu resm-i.
Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı iklim-i.
Bozkır bitkis-i.
1/2 kafiye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder