10 Ağustos 2015 Pazartesi

mektup arkadaşları



albert camus ve rené char'ın on iki yıla yayılan mektuplarının derlendiği "yazışmalar 1946-1959" kitabı yapı kredi yayınlarından haziran 2015'te çıktı. fransız edebiyatının iki önemli isminin dostluğunu anlatan bu mektuplar, hem ikisinin duygu dünyasına hem de o dönemin ateşli fransasına uzanıyor. ikinci dünya savaşı, dönemin komünist hareketleri, cezayir meselesi gibi olayların yaşandığı o yıllarda birbirine yoldaşlık yapan camus ve char, hem birbirlerinin edebiyat eleştirmeni oluyor hem de kardeşi. rené char (1907-1988) gerçeküstücü hareketin temsilcilerinden ve metinleri dali, picasso ve kandinsky'nin desenleriyle birlikte yayımlanan bir isim. ikinci dünya savaşının ardından bu akımdan uzaklaşıp, takma isimle direnişçilere katılmış ve şiirlerinin yayımlanmasını yasaklamış. bütün bu süreçte camus ile yazışarak birbirlerinden güç almışlar. char 1951 tarihli bir mektubunda camus'ye şöyle yazıyor: "bence, bizim kardeşliğimiz -her alanda- düşündüğümüzden, hissettiğimizden de öte." camus de şöyle diyor:"en sonunda birkaç kişi olunca birdenbire kalabalık hissediliyorsa da hayranlıkla ve bilgiyle yoğrulan bu kardeşlik yaratıcının yalnızlığına saygı gösterir. buna karşın, nasıl ki "şiir yazma isteği ancak tam da çok ender bulunan yoldaşların sayesinde düşünülüp hissedildiği ölçüde gerçekleştirilebilir, bir yapıtın tamamlanması sürecindeki kuşku anı da sırtını yalnızca 'bilen ve anlayan, kendisi de aynı yolun yolcusu olan bir dost'una dayayabilir. 

birinin mektuplarını okumak onun mahremine dahil olmak demek. buna hakkımız var mı bilmiyorum ama meraklı bir okur olarak yazarların mektuplarını açlık hissiyle okuyorum. öğrenmeye, onu anlamaya ve belki ortak bir nokta yakalamaya dair duyduğum bir açlık. en kendi gibi olduğu haliyle onu izinsiz yakalamak ve bu dünyada yalnız değilmişim diyebilmek amacıyla okuyorum. bütün bu mektuplar bunun için değil mi? yazışmalar, kendi hayatımızdaki karalamalar, kurmaya çalıştığımız ama devam ettiremediğimiz mektup arkadaşlıkları. camus ile char'ın mektuplaşmaları nasıl kesildi mesela? ya da şimdiye kadar okuduğum mektup derlemeleri? nasıl kesildi yazışmalar? kim sıkıldı, kim üşendi? ya da belki öldü? sevgililerin mektuplaşmalarını anlarım da dostların mektuplaşmaları ilgimi daha çok çeker. sevgili artık sevmez olur ama dost neden yazmaz mesela, neden cayar? bunlar hep beni düşündürür. ilişkinin her türlüsünün miadı var ama dostlukların ki daha cömert. al canım dostum, tüm zamanım senin der gibi. kelimelerimi sana biriktirdim, beni sen anlarsın der gibi. herkese demezsin iki gözüm diye ama mektup arkadaşına demezsin de kime dersin gibi. 

"sevgili rené
(...) bugün gerçek arkadaşlık o kadar az rastlanan bir şey ki, insanlar kimi zaman aşırı çekingen davranıyor bu konuda. üstüne üstlük, herkes ötekinin olduğundan daha güçlü olduğunu düşünüyor, bizim gücümüzse başka, bağlılığımızda. demek istediğim şey şu ki, aynı zamanda arkadaşlarımızdan kaynaklanıyor, arkadaşlarımız olmasa gücümüz de kısmen azalır. işte bir de bu nedenle, sevgili rené, ne kendinden, ne eşi benzeri olmayan yapıtınızdan kuşku duymalısınız: yoksa bizden de, bizi yetiştiren şeylerden de kuşku duyduğunuz anlamına gelebilir bu. bitmek bilmeyen bu mücadele, bu bezdirici dengedir (kimi zaman nasıl da tükenmiş hissediyorum kendimi!) bizi, şu bir avuç insanı bugün buraya getiren. "
***
dostuna bu kadar sevgi sözcükleri sıralayan albert camus'nün tek çocuk olduğu hissine kapılmaktan kendimi alamadım. nerde görsem tanırım.
***
dostlarıma selam yollarken, şu güzel arkadaşlık parçası aklıma geliyor. mice parade-the nights after fiction. edebiyatın yanına güncel müzik ekleyerek postmodern bir yaklaşım içine girmiş oluyor muyum fikrim yok.

Hiç yorum yok: