10 Eylül 2010 Cuma

bir kaçış hikayesi- bölüm 2: running up that hill

bölüm-1 için

geçen gün kafamdan "sevdiğim klipler" gibisinden bir liste yaptım. listeyi tamamlayamadım ama o an aklıma gelenleri değerlendirdiğimde çoğunun daha küçükken izlediğim ve etkisinde kaldığım klipler olduğunu gördüm. sonra bu kliplerden birini özel olarak anlatmak ve şarkıyı söyleyen kadın hakkında cümleler kurmak istedim.

running up that hill'in klibini izlediğimde küçük falan değildim, aklım başımdaydı ama izledikten sonrası için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. kate bush'tan mı yoksa şarkıdan mı insanın kafası bir güzel oluyor, halen karar verebilmiş değilim. klipteki hareketler mi yoksa onları kate bush'un yapıyor olması mı beni etkiliyor, bunu da bilmiyorum. bu klibi her izleyişimde dansa karşı olan mesafeli tutumum kırılıyor ve ben de onun gibi hareket etmek istiyorum. "her izleyişim" gibi bir tamlama kurarak durumu abartmıyorum; çünkü bu klibi gözümü gönlümü açmak istediğim, dansın estetiğini görmek istediğim anlarda açıp izliyorum. gövdesini yay gibi geren kate bush'tan gözümü bir türlü alamıyorum. vücudu öyle elastiki ki yaptığı her hareket yumuşak ve pürüzsüz. kolları ve bacakları hiç zorlanmadan inip kalkıyor. kate bush havada uçuyor, yerde adeta yağ gibi kayıyor. eklektik kelimesinin anlamını işte bu tuhaf kareografiyle öğreniyorum, sözlüklerde öyle yazıyor. hareketler şarkıyla uyumlu. şarkı kaçmayı anlatıyor. işte yine bir kadın bir adama kaçmayı teklif ediyor: hadi şu tepeyi aşalım.

ben daha şarkıyı anlatacaktım, takatim kalmadı. ama bir dur, ben kime neyi anlatıyorum ki? bu kadın tanrıyla anlaşma yapmış yahu daha ötesi var mı?

gözüm gönlüm açılsın diye:

Hiç yorum yok: