1 Ağustos 2010 Pazar

sıra arkadaşıyla kolu çarpışmayan var mı? ben varım.

yağmur'la on iki yaşındayken tanıştık. tanışma hikayemizi anlatmak isterim.
ama öncelikle sınıfımızın planını göstermeliyim:


yağmur sınıfımıza geldiğinde sadece iki kişinin yanı boştu. biri benim, diğeri de bir oğlanın. malum o yaşlarda kızlar kızların, erkekler erkeklerin yanına oturur. yağmur da benim yanıma geldi ve dedi ki "kayabilir misin?" ben tek oturma rahatlığım elimden alınacağı için, üstelik bir de duvar kenarına kayacağım için pek bir bozuldum. o zamanlar duvar kenarında oturmak başa gelebilecek en kötü şey. duvarın yanına oturmak demek hapis hayatı demek. özgürlüğünün kısıtlanması demek. bütün bunları bildiğimden ben de şark kurnazlığı yaparak yanıma oturmak isteyen kıza: "ben solağım ve eğer duvar kenarına geçersem yazı yazarken ellerimiz çarpışır. duvar tarafına sen geç" dedim ve ona yol gösterdim. sonradan seveceğimi bilmediğim kız bana bütün sevecenliğiyle "aa öyle mi?! ne güzel! ben de solağım. ikimize de fark etmez o zaman." diye yanıtladı beni. ben her cevabı bekliyordum da bu cevabı hiç beklemiyordum. "ıııı, şey, öyle mi? ne güzel." gibisinden bir şeyler geveledim. bana "hadi kay" dedi. ben de kuzu kuzu duvara taraf kayıverdim.

bu olay başıma gelen en komik şeylerden biridir. belki de "faka basmak" tabirini bizzat tatbik ettiğim ilk andır, emin değilim. ama o kızı sonradan çok sevdim. gel zaman git zaman, ona ayaküstü kurduğum bu oyunun nasıl elimde patladığını da anlattım, anlamıştım zaten dedi. beraber katıla katıla güldük. sıra arkadaşlığımız boyunca da kollarımız hiç çarpışmadı, gül gibi geçinip gittik.

Hiç yorum yok: