
evde olan bazı şeyleri izlemek beni rahatlatıyor. mesela çaydanlıkta kaynayan suyun buharını izlemek, çamaşır makinasında dönen çamaşırları izlemek, fırında pişen kekin zamanla kabarışını izlemek, ocakta pişen kahveyi izlemek. şimdilik aklıma gelenler bunlar fakat dahası olduğuna eminim. kekin kabarmasını izlemek tamam da çamaşır makinesini izlemek biraz aptallık, bunu kabul ediyorum. her zaman da izlemiyorum ama bazen banyoya girdiğimde gözüm takılıyor işte. beş dakika ayakta dikilip suyun ve çamaşırların devirdaimini izlemek bana kafi geliyor. hayatın anlamını çözmüyorum -daha nesi- ama kafamın biraz rahatladığını fark ediyorum. buradaki kilit nokta bu işte: devirdaim. güneş dönüyor, dünya dönüyor, ay dönüyor; bir yıl tamamlanıyor, okullar kapanıyor sonra yine açılıyor; yaz geliyor, kış geliyor, ağaçlar yapraklarını döküyor, ardından yeniden yeşeriyor.
sonra çaydanlıkta kaynayan suyun buharını izliyorum. o buhar da sonsuzda bir yere doğru tütüyor. tıpkı evlerin bacalarının tütmesi gibi, tıpkı fabrikaların bacalarının tütmesi gibi. evimde tüten buhar bana çok şey anlatıyor. çaydanlıkla içime huzur doluyor. hani bazen kafamızın daha meşgul, ruh halimizin daha hassas olduğu zamanlar oluyor ya, işte öyle anlarda benim ulusal televizyonumda "tüten buhar" belgeseli oynuyor. gecenin geç bir saatinde kör bir ışıkta sadece o tüten buharı izlediğimi biliyorum. bir şey içmek istemesem bile sırf o buharı görmek için sallama çay yaptığım oluyor. ne demiştim, o buhar da sonsuzda bir yere doğru tütüyor. buradaki kilit nokta da bu: sonsuzluk.
sonra bir de kekin kabarmasını izlemek demiştim. sadece kek değil, fırında pişen herhangi bir yemek aynı hissi veriyor. onu izleyince ham maddeyi alıp, sağlıkla ve sevgiyle yenebilecek hale getirmeyi görüyorum. bir şeyin meydana gelişine tanık oluyorum. böylece hayatın aktığını, üretimin devam ettiğini bir kez de fırın camı bana hatırlatıyor. üçüncü kilit nokta da bu işte: üretim; sonsuz başlangıçlar ve bir işe yaramak, bir şey meydana getirmek.
tahmin ediyorum ki akvaryumu izlemek de benzer etkiler yaratıyor. hepsi zihnin dinlenmesine aracılık ediyor. zaten bizim zihinlerimiz de çok yorgun ve hep yorgun değil mi? buna çözüm olarak benim de kendi çapımda yaptığım şey, anlam yüklediğim küçük izlenceler yaratmak. elimden bu kadarı geliyorsa ne yapabilirim?
tahmin ediyorum ki akvaryumu izlemek de benzer etkiler yaratıyor. hepsi zihnin dinlenmesine aracılık ediyor. zaten bizim zihinlerimiz de çok yorgun ve hep yorgun değil mi? buna çözüm olarak benim de kendi çapımda yaptığım şey, anlam yüklediğim küçük izlenceler yaratmak. elimden bu kadarı geliyorsa ne yapabilirim?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder