zihnimin gereksiz şeylerle çok fazla dolduğunu hissediyorum. o gereksiz bilgilerden kurtulmalıyım ve geriye temiz ve aydınlık bir hacim bırakmalıyım. sonra o hacmi istediğim şekilde doldurmalıyım. ilk önce beynimi dinlendirmeli, ardından yeniden canlandırmalıyım.
zihnim bulanıklaşmamalı. her ne olursa olsun berraklığını kaybetmemeli. doğrular, yanlışlar, ikilemler, kararsızlıklar, soru işaretleri derken en nihayetinde sis perdesi aralanmalı ve ben o berraklığa yeniden ve yeniden ulaşmalıyım.
dolaplarımın içi biraz karışık. dolaplarımı düzenlersem zihnimin de düzene gireceğine inanıyorum.
kimi zaman göğsümün altında kara bir enerji olduğunu hissediyorum. o enerji oradan bütün bedenime salınıyor ve ben onu iyi bir şeye nasıl dönüştürebileceğimi bilmiyorum. bir şey üretmek o hissi ortadan kaldıracak, bundan eminim. keşke içimden kek, pasta, börek, çörek yapmak gelseydi. işte o zaman o kötü hissi iyi bir şeye dönüştürebilirdim. kendini mutfakta huzurlu hisseden ve yemek yaparak, kek harcı karıştırarak, hamur açarak, sebze ayıklayarak rahatlayan kadınları sanırım yeni yeni anlamaya başlıyorum. üretimin en kolay ve en kısa vadede netice alınabilecek alanı kendi mutfağında yemek pişirmek çünkü. keşke benim de içimden gelseydi. lakin benimki en fazla temizlik olabilir diyorum. evet, belki de temizlik. dolapları düzeltmek ve sonra da kafamın içini. ama yok, şu anki ruh halime o da uygun değil. ben bir şey yapmak istiyorum, onu vücuda getirdikten sonra ise karşıma koyup, "evet, benim karanlık halimin oluşturduğu güzel ve yararlı bir şey bu" demek istiyorum.
zihnim bulanıklaşmamalı. her ne olursa olsun berraklığını kaybetmemeli. doğrular, yanlışlar, ikilemler, kararsızlıklar, soru işaretleri derken en nihayetinde sis perdesi aralanmalı ve ben o berraklığa yeniden ve yeniden ulaşmalıyım.
dolaplarımın içi biraz karışık. dolaplarımı düzenlersem zihnimin de düzene gireceğine inanıyorum.
kimi zaman göğsümün altında kara bir enerji olduğunu hissediyorum. o enerji oradan bütün bedenime salınıyor ve ben onu iyi bir şeye nasıl dönüştürebileceğimi bilmiyorum. bir şey üretmek o hissi ortadan kaldıracak, bundan eminim. keşke içimden kek, pasta, börek, çörek yapmak gelseydi. işte o zaman o kötü hissi iyi bir şeye dönüştürebilirdim. kendini mutfakta huzurlu hisseden ve yemek yaparak, kek harcı karıştırarak, hamur açarak, sebze ayıklayarak rahatlayan kadınları sanırım yeni yeni anlamaya başlıyorum. üretimin en kolay ve en kısa vadede netice alınabilecek alanı kendi mutfağında yemek pişirmek çünkü. keşke benim de içimden gelseydi. lakin benimki en fazla temizlik olabilir diyorum. evet, belki de temizlik. dolapları düzeltmek ve sonra da kafamın içini. ama yok, şu anki ruh halime o da uygun değil. ben bir şey yapmak istiyorum, onu vücuda getirdikten sonra ise karşıma koyup, "evet, benim karanlık halimin oluşturduğu güzel ve yararlı bir şey bu" demek istiyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder