30 Mart 2015 Pazartesi

geçen yıl bu gece oylarımız çalınmıştı

tam bir yıl oldu, unutmadık. 30 mart'ı 31 mart 2014'e bağlayan gece ankara'da oylarımız çalındı. geçen yıl o gece bu saatlerde okulda oyumuzun peşindeydik.


bir gün gelecek de bülent arınç'ın edeceği bir lafa "doğru dedi" diyeceğimi hiç düşünmezdim. işte burası öyle bir ülke ki insana hiç tahmin edemeyeceği şeyleri gösteriyor. hem de ardı ardına ve kısa zaman aralıklarıyla. şurası malum ki ne arınç umrumda ne de gökçek. al birini vur ötekine iki adamdan bahsediyoruz. ama umrumda olan biri var; hiç unutmadığım ve aklıma geldiğinde öfkeyle dolu bir hayalkırıklığı hissettiğim biri var: mansur yavaş. ben bu adamı unutamıyorum. ne zaman düşünsem üzülüyor, bulutlar üstünden yere düşmüş gibi hüzünleniyorum. sonra hırslanıyorum ve derin bir nefes alıyorum. ben 30 mart 2014'ü, 31 mart sabahına bağlayan o geceyi hiç unutamıyorum.

sabaha karşı saat 3'e kadar gelen oylarda bir hayli önde olan mansur yavaş'ın, saat üç ile beş arası duran güncellemelerin ardından geriye düşmesini hatırlıyorum. ankara'da sandık merkezi olan seyranbağları lisesini basan efkan ala'nın, gökçek'in oğullarının ve beraberinde kim oldukları belli olmayan karanlık adamların oylarımızı çaldıklarını düşününce hırslanıyorum. ankara'yı parsel parsel satmaktan bahseden arınç, gökçek bunları yaparken neredeydi? melih bir şehrin dokusunu bozup, onu çirkin ve ucuz bir hale getirirken herkesin keyfi yerindeydi. ankara açık rant pazarına dönmüşken, her yer fare deliği gibi alt ve üst geçitle donatılırken birilerinin cebine iyi paralar akıyordu. tabii sonra nerden çıktığını bilmediğimiz paralelci tipler geldi ve tadımız kaçtı.  

ben hayatım boyunca hiç kimseye bu kadar inanarak oy vermedim. bir daha da vereceğimi düşünmüyorum. mesela 2015 haziran seçimlerinde herkese kuşkuyla yaklaşıyorum. herkesin yolu akp'ye çıkacakmış gibi geliyor. hiç kimseye 2014 mart ayında mansur başkan'a duyduğum inançla attığım gibi oy atamayacağımı biliyorum. ölmüş babamın kemiklerini sızlatma pahasına mhp kökenli bir adama göğsümü gere gere, en ufak bir şüpheye düşmeden oy verdim. vicdanım öyle rahat ki anlatamam.

sonra oylarımız çalınmasın diye sandığımızın peşine düştük. sandıklar kapandıktan ve herkes kendi sandığındaki oylar sayılıp, resmi kayda geçtikten sonra bunları birer fotoğrafla belgeledi. gece 11'e doğru okulda toplandık. orada belki altmış yetmiş kişi vardı. elektrik-elektronik'in çs'sine mansur yavaş'a oy verenler de gelmişti, hdp'nin bağımsız adaylarına oy verenler de. o gece partiler üstü bir işbirliği vardı. oturacak yer yoktu ve herkes lap toplarıyla yerlerdeydi. ankara'yı bölge bölge ayırdık. sandık sandık paylaştırdık. birkaç kişilik gruplar halinde herkes kendi sandık numarasını belirledi ve o sandığa dair toplanan kayıt fotoğraflarıyla açıklanan sandık verileri birer birer karşılaştırıldı. ankara'nın oyları mahalle mahalle, sokak sokak toplandı. yorulanlar gidiyor ve yerlerine yeniler geliyordu. bir o kadar kişi de beceriksiz chp'nin genel merkezinde işin bir ucundan tutuyordu. hdp'ye oy verip de melih ankara'nın oylarını çalmasın diye chp'nin genel merkezinde sabahlayan o kadar çok öğrenci tanıyorum ki saymakla bitmez. sonra benim de içinde bulunduğum arkadaş grubunun uykusu geldi. vakit gece 3'e geliyordu. biz kendi incelediğimiz bölgeyi başka bir ekibe devrettik, evlere dağıldık. kazandığımızı biliyorduk. sandık sonuçlarını bizzat toplayıp belgelemiştik. okuldan çıkarken herkeste bir bayram havası vardı, ertesi gün kutlamalar yapılacak ve melih'ten kurtuluşumuzun şerefine kırk gün kırk gece susmayacaktık. hayatımda o denli mutlu olduğum nadir anlardandı. gönül rahatlığıyla evime gittim. eve geldikten sonra televizyonun, internetin başına kuruldum. herkes birbirine tebrik mesajları atıyordu. sonra sabaha karşı 4 gibi televizyondan ve internetten gelen ankara güncellemeleri durdu. benim de oyumun bulunduğu çankaya sandıklarının sonuçları bir türlü gelmiyordu. okuldaki arkadaşları aradım. herkes çankaya sandıklarına dair sandık görevlisi arkadaşlardan gelen verilerde, büyük bir farkla mansur yavaş'ın ankara'yı aldığını söylüyordu. bizdeki verilerden mansur çıkmıştı ama basına verilen güncellemeler neden durmuştu? o sırada tüm kanallar flaş haber olarak seyranbağları lisesindeki olayları geçmeye başladı. efkan ala ve gökçek'in oğulları peşlerindeki karanlık adamlarla birlikte ankara sandık merkezi olan seyranbağları lisesini basmıştı. içeri girmişler ve kapıları kitlemişlerdi. yaklaşık 2 saat hiçbir haber gelmedi. bütün şehirlerin resmi sonuçları açıklandı, ankara'nın açıklanmadı. internetten sürekli kendi oy attığım sandığı kontrol ettim ama sonuçları bir türlü göremedim. oysaki ben kendi gözlerimle görmüştüm, benim sandığımdan mansur çıkmıştı. 

sabah ezanıyla birlikte, saatler beşi biraz geçmişken çankaya ve dolayısıyla ankara verileri güncellendi. seçimin kazananı melih'ti. boğazım düğümlendi, göğsümün üstüne bir ağırlık bindi. kendi gözümüzle görmüştük, hesabı bizzat yapmıştık. okuldaki arkadaşlarımız haber veriyordu; "hayır olamaz, sayılar mansur diyor!"

hayatımdaki en büyük hayalkırıklıkları top 5 listesine üst sıralardan giren o geceyi hep hatırlayacağım. içime düşen ateş topunu, duyduğum öfkeyi unutmam mümkün değil.

Hiç yorum yok: