13 Mayıs 2011 Cuma

paso faşizmi

son zamanlarda beni en çok rahatsız eden şeylerin başında ankara'daki paso faşizmi geliyor. doğma büyüme buralıyım, daha şimdiye kadar böyle bir uygulama görmedim. bunca yıldır öğrenci biletimi alarak toplu taşımayı kullandım, hiç de bir şey olmadı. her yılın ocak ayında bir-iki hafta "paso?" diye sorarlardı, sonra da diretmez, normal işleyişe devam ederlerdi. bu yıl ise belediyenin parası bitmiş olmalı, öğrenciden medet umuyorlar. belediye başkanı -ismini telaffuz etmek istemiyorum- kendisine twitter'dan bu uygulamayı soranlara şöyle bir yanıt vermiş: ego zararda.

kampüs dışından sormayı geçtim, okulun içinden binerken "paso?" diye soruyorlar. okulun içinden biniyoruz, bunu sormanız ayıp diye tepki göstermemizden ve herkese laf yetiştirecek gücü bulamadıklarından çoğu şoför kampüs içinde sormuyor artık. iki gün önce ben de buna güvenerek, elimi kolumu sallayarak okul içinden otobüse bindim ve şoför bana "pason?" diye sordu. okulun içinden biniyorum, ne pasosu diye yanıtladım. "iki kere basacaksın o zaman!" diye çıkıştı bana. basmayacağım dedim, okulun içinden biniyorum. "okulun içinden bindiğini ben de görüyorum" diye bir cevap verdi. e o zaman niye soruyorsunuz dedim, bize de yukarıdan öyle diyorlar dedi. ben de "zaten herkes her yerde soruyor, siz burada sormayabilirsiniz" diye çıkıştım. şoför de bana "ha, idare edin diyorsun yani?" dedi. ben sadece okul sınırları içinde bunu sormanızın mantıksız olduğunu söylüyorum diye yanıtladım ve arkaya doğru ilerledim. çoğu zaman okul içinden bindiğim otobüslerde öğrenciler birbirini kollar ve birine paso sorarlarsa herkes birden şoföre yüklenir. bu yüzden de şoförler kampüs içinde bunu dile getirmekten çekinir oldular. ancak o gün benim bindiğim otobüs pek pasifivize çıktı.

neyse dedim, bu böyle olmayacak, gideyim en iyisi bir paso alayım. bu otobüsten iner inmez metronun altından paso aldım. paso almak da öyle hemen olmuyor. ya okulunun yeni eğitim-öğretim yılı bandrolü olacak ya da öğrenci belgesi. birkaç gün önce paso alırım diye öğrenci belgesi çıkarttırmıştım. onu adama uzattım ve nerede okuduğumu, kaçıncı sınıf olduğumu uzun uzadıya inceledi. daha yeni aldım merak etmeyin dedim, bozuldu ve belgeyi hemen bana verdi. 22 TL'yi haksız bir şekilde pasoya yedirdikten sonra eve gitmek için durağa gittim. nasıl yağmur yağıyor anlatamam. o sırada otobüs geldi ve ben yeni pasomu göstermek için cüzdanımı çıkarttım. tabii ki de şoför hemen "pason?" diye sordu (şoförlerdeki bu sen-li ben-li konuşma rahatlığı da ayrı bir mevzu). cüzdanımı tutarak gösterdim. sonra adam bana demesin mi, "o pasoyu çıkarıp da göstereceksin!" böyle nasıl atarlı ve kaba bir üslubu var. o sırada arkadan da kadınların sesi geliyor, biraz çabuk olur musunuz, ilerleyin artık diye. şoför de onlara "çabuk olalım da işte bizi böyle bekletiyorlar" dedi. işte tam bu noktada benim şalterlerim attı ve birden içimden bir canavar çıktı. daha önce başıma hiç böyle bir şey gelmemişti, birden kendimi otobüsün içinde bağırırken buldum. size pasomu gösterdiğim halde inanmıyorsunuz, yalan mı söyleyeceğim, onu cüzdandan çıkart da ne demek, halen ısrarla soruyorsunuz diye bağırdım. arkaya doğru ilerlerken cüzdanımın içindeki bütün kartlar, kart vizitler her şey yere saçıldı. bir yandan ben toplamaya çalışırken, bir yandan da diğer yolcular yardım ettiler. o sırada şoför hala bana konuşuyordu ve ne dediğini anlamadım ama ben de bağırmaya başladım. "öğrenci olduğum halimden belli olmuyor mu, bakın bu kitaplara! üstelik size pasomu gösteriyorum, halen daha ayrıntılı incelemek istiyorsunuz. ondan sonra da insanlar benim onları beklettiğimi düşünüyor, halbuki siz meşgul ediyorsunuz" diye çıkıştım. o sırada bir sürü yaşlı teyze ve amca tamam kızım sus diyorlardı. hatta bir adam "şşşş!" falan dedi bana. mal herif. şoför de aynadan bana bakarak, bir buraya gelir misin dedi. ben de yanına gittim. bak güzel kardeşim, sen beni yanlış anladın ben sana öyle demedim falan diye birden bire kibar bir insana dönüştü (öğrenciyiz diye kendimizi ezdirecek halimiz yok ya, biri ses çıkartmadıkça bu emir verici tavrı ve kaba tonlamayı bütün öğrencilere uygulamaya devam ediyorlar). adam benden hiç öyle bir şey beklemiyordu sanırım, ben fazla çıkışınca tamam sen haklısın dedi ve ben de arkaya doğru ilerledim. ben ilerlerken bir adam bana oradan laf attı: "madem öğrencisin, kartını gösterip geçmek zorundasın!" dedi. ben de şalter ikinci kere attı. bu devleti, belediyeyi her daim haklı gören, bir paso edinerek vatandaşlık görevini yerine getirdiğini sanan zihniyete gerçekten diyecek laf bulamıyorum. ben de adama bir öğrenci olarak 22 lirayı pat diye çıkarıp vermek kolaydı değil mi diye çıkıştım. benim param bana ancak yetiyor, bir de pasoya mı vereceğim dedim. sizin çocuğunuz var mı diye sordum ve yanıt bekledim. bunun üzerine adam da, "ııı tabii yani hangimizin parası kime yetiyor ki" falan diye bir şeyler geveledi. sonra da "ama şoförler ne yapsın, onlara da idarecileri öyle diyor" dedi. e ben de vatandaş olarak şikayetimi belirtiyorum, bunu da idarecilerine söylesinler o zaman diye yanıtladım adamı. adam bana bir şeyler daha dedi ama cevap vermedim. otobüste bir siyaset meydanı ortamı oldu, herkes birbirine bir şeyler dedi. tabii kız haklı diyenden tut da, e ama paso da lazım diyene kadar çeşit çeşit görüş.

e ben zaten pasomu göstermiştim ki? bir de illa ellerine alıp inceleyecekler polis gibi.

birkaç yaşlı teyze dışında bana hak veren olmadı pek. teyzeler, öğrenciler de bu aralar çok stresli. zaten sınavda da şifre çıkmış falan dediler. çocuk da pek stresli diye beni gösterdiler. bir de ergen liseli olduk. peh.

otobüsü birbirine katma olayıncan acayip zevk aldım, çok rahatladım. bu sosyal deneyimimde benim en çok garibime giden, e ama paso olmak zorundasın diyen devlet yalakası heriflerdi. kraldan çok kralcı, başkan çok başgancı.

neyse, sonuçta ben 22 liralık pasomun 16.75 lirasını bu yolla belediyeden çıkardığımı düşünüyorum. eylemlerim sürecek.

Hiç yorum yok: