
elimde bir alışveriş listesi ile markete girdim. lazım olan şeyleri özenle seçtim, arabama koydum. en güzel salatalıkları ve elmaları seçtim. sonra domateslerin önüne geldim. bu mevsimin en sevdiğin yanı nedir deseler, artık domates yiyebilmemdir derim. taze taze domatesler, güzel güzel, kırmızı ve çok tatlı. elime yeni bir poşet aldım, güzel görünen bir domatese tam elimi uzatmıştım ki bir kadın benle konuşmaya başladı: "ben az önce aldım bu domatesleri, hepsi çok güzel, iyilerinden seçtim. ama acilen çıkmam gerekti, kasa sırasında bekleyemeyeceğim. bunları al bak dedi". aa öyle mi, peki o zaman teşekkür ederim dedim. kadın bana gülümsedi ve çok güzeller dedi. sağolun dedim tekrar. sonra kadın kalabalığın içine karıştı.
hiç düşünmeden aldım domatesleri. öyle bir his geldi ki domateslerin sağlamlığını ve güzelliğini kontrol etmeme hiç gerek yoktu sanki. ardından annemin yüzü belirdi gözümün önünde. ya domatesler kötü çıkarsa? bir an tedirgin oldum ve poşetin ağzını açtım. elimle şöyle bir dokundum domateslere. renklerine baktım. güzel görünüyorlardı. üstelik tartılmıştı poşet, üzerine etiketi yapışmıştı. adeta domatesler bana gelmişti, beni bulmuştu.
...
ilerleyen günlerde domatesleri yedik. annem her seferinde dedi ki aferin benim kızıma, bak ne güzel domatesler seçmiş, aferin. ben hiç demedim, anne, bu domatesleri bir kadın seçti, sonra da bana verdi, aslında benim için seçildi o domatesler. eğer eve gelir gelmez bunu deseydim eminim ki annem bu kadar beğenmeyecekti domatesleri. hatta belki bir kusur bile bulacaktı. hiç tanımadığı birinin seçtiği domatesleri bakmadan alır mı hiç insan? ama şimdi ben seçmiştim ya, o yüzden güzellerdi. oysaki ben inanıyordum ki o kadın da kendi evine, çocuklarına özenerek seçmişti o domatesleri.
...
ilerleyen günlerde kızılay'dan çok güzel bir ceviz aldım. öyle güzeldi ki hayatımda şimdiye kadar yediğim en güzel cevizdi. en tazesi ve lezzetlisi. keşke daha fazla alsaydım dedim kendi kendime. sonra anneme dedim ki bir daha yolum düşerse uğrayacağım o dükkana tekrar, diyeceğim ki geçen gün sizden bir ceviz aldım, öyle güzeldi ki ben daha öyle ceviz görmedim. annem dedi ki ne gerek var. olur mu dedim, ne demek ne gerek var? bir yerden bir şey alınca o ürün kötü çıkarsa gidip şikayet ediyoruz, niye illa şikayetimizi bildirelim ki? bir kere de ürününüzden çok memnun kaldık diyelim yani, ne olur dedim.
...
sonra yolum oraya düşünce o kuruyemişçiye gittim tekrar. dedim ki geçenlerde bir ceviz aldım sizden, çok güzeldi. tabii güzel olur dedi adam, yerli malı bu. öyle tabii dedim, ben bir üç yüz gram kadar daha alayım. adam hemen koydu, çok memnun oldu.
...
şimdi haftada bir gidiyorum oraya. üzüm, ceviz, incir alıyorum. hepsi de pek güzel. annemse hala sadece bunlar için yolumu uzatmama anlam veremiyor. veremesin, kendi bilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder