eskiler der ki derdini suya anlatırsan rahatlarmışsın. eğer sırrını açacak kimsen yoksa, insanoğluna güveniyorsan ama yine de o kadar güvenemiyorsan suya anlatmalıymışsın. su akarken senin için ferahlarmış. suyun temizliği kötülükleri alır götürürmüş.
ben bugün suyla konuştum. ilk defa denedim bunu. faydalı oldu mu bilemiyorum. eğer yarın sabah kalktığımda kendimi suçlu hissetmeme neden olan o isteği yine içimde duyar ve yine kötü biri olduğumu düşünürsem, o vakit bileceğim ki suyun bile silemeyeceği kötülükte bir şey geçmiş içimden.
bir film izledim ve o filmin baş karakterini kendime yakın hisettim. sevdiği birinin ölmesini isteyen bu adam bana utanç duyduğum yanımı anımsattı. insanın istediği bir şeyden dolayı vicdan azabı çekmesinin ağırlığını o adam da hissediyordu belki ama ben ikimize yetecek kadar suçluluk duyuyorum. dile getirdiğim an yer yarılacak, gökyüzü yırtılacak, ben dağların altında kalacağım ve bugüne kadar dünya üzerinden geçmiş ne kadar inanç sistemi varsa hepsi beni kınayacak diye düşündüm. tanrının kötü kulu olacağım, dünya üzerindeki günlerim azap içinde geçecek sanıyordum. suya anlattım, dillendirdim ve öyle olmadığını gördüm. yine de yarın nasıl bir güne uyanacağımı bilemem.
böyle bir şeyi en az bir kez aklımdan geçirdiğim ve ta kalpten dilediğim için kötü biri olmadığımı biri dile getirsin istedim. kime anlatsam yeterince yakın değildi; kime anlatsam bu isteğimin nedenini anlayamazdı sanki. anlatmayı düşündüklerim iyi insanlardı, anlamak için çaba sarfederlerdi, bundan emindim ama ya yadırgarlarsa? bir an için bile olsa beni yadırgamalarını kaldıramazdım. benden şüphelenirlerse benim kendime dair şüphelerim yuvarlanan bir kartopu gibi büyürdü. sonra bir çığ düşerdi ve neme lazım, ben altında kalırdım belki.
sonra en korktuğum şey yine nüksederdi. ya tek hissettiğim şey korku olursa? "korku korku git yanımdan!" diyorum ben de. çünkü benim tek istediğim bağışlanmak. bana bağışlayıcı bir yürek gerek. öyle ki bana güç versin. bana korunaklı bir ev versin. insanların zaman zaman böyle şeyleri akıllarından geçirebileceğini, sırf bu nedenle kötü biri olarak addedilemeyeceğimi söylesin. desin ki bizler tıpkı birer dostoyevski kahramanlarıyız. o, bizleri anlatır. içimizde iyi de vardır kötü de. ben senin yüreğini gördüm desin. senin yıllarını ve başından geçenleri biliyor ve sana hak veriyorum desin. bilmem bu yolla feraha kavuşur muyum? ben sadece ferahlık istedim. birinin yok oluşuyla feraha erebileceğimi düşündüm ve hemen ardından kendimden utandım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder