
bazen bir şarkının içinde bir şehrin ismi geçiyor ve o şehri o şarkıyla anmaya başlıyorum. ta ki daha güçlü bir uyaran bulana kadar, ta ki o şehri başka bir şeyle özdeşleştirene kadar. aklıma ohio geldi şimdi. ohio, carry me ohio'dur benim için. the national'ın yeni albümünde de bloodbuzz ohio isimli bir şarkı var; fakat yeri çoktan parsellenen ohio'nun benim nazarımda sun kil moon'la bağı var.
sonra bazı kitaplar ve şehirler var. hatta o kadar çok var ki say say bitmez. şimdi bunları sayacak değilim. zaten hemen aklıma gelmez ki. düşünmem gerek. nedense canım işin bu kısmını yapmak istemiyor. benim bahsetmek istediğim başka bir şey. filmler ve şehirler.
sonra bazı filmler ve şehirler var. neden bilmem, bazı oyuncularla bazı şehirleri özdeşleştirmişim. bunu fark etmemi sağlayan taner birsel'dir. taner birsel ankara filmlerine yakışan bir adamdır. kaç tane ankara filminde oynadı da buna karar veriyorsun dersen, ben bir tane izledim, o bana yeter arkadaşım derim. itiraf'ta tunalı'da yürüdüğü bir sahne vardır misal. ben orada koca ankara'nın sıkıcılığını taner birsel'in yüzünde gördüm. belki de kendi sıkılganlığımı gördüm. boktan ankara. beni aksi birine dönüştüren bu şehrin sokaklarında yürüyen bir adamın yüzü bana çok şey ifade etti. böyle gözlerinin kenarları kırışan bir adam. ne derler, mana o kırışıklıklarda gizliymiş. ankaralı olan biri değil de, ille de o işte. ben de düşünmüştüm, ankara'da geçen bir film çeksem içinde taner birsel olmalı diye geçmişti aklımdan. işte sırf bu yüzden bile siyah beyaz'ı merak ediyorum. herkes var evet, ama benim için taner birsel ve ankara ikilisi olması yeter.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder