25 Kasım 2009 Çarşamba

biricik lava lambası


sevgili lava lambası,

sana anlatmak istediğim bazı şeyler var, izin verirsen paylaşmak isterim. öncelikle sana "sen ne biçim bir lambasın?!" demek istiyorum. yanlış anlama; çok güzel, çok ışıklı bir lamba olduğunu biliyorum. sen de sana hayran olduğumu biliyorsun, şimdi bilmiyormuş ayaklarına yatma. ama işte ne biçim bir lambasın ki seni birine almak istediğimde zaten onda olmuş oluyorsun. ne zaman senin güzel bir hediye olabileceğini düşünsem, sonradan seni almak istediğim insanda olduğunu öğreniyorum. demek ki sevdiğim insanlar da seni seviyor. aslında öyle ışıl ışılsın ki seni kim sevmez.

sevgili lava lambası, senin sayende birtakım sonuçlara vardım biliyor musun? tümevarım yaptım, çeşitli genellemelere ulaştım. mesela ilki: sevdiğim insanların ortak noktasısın (bunu zaten mektubun bu kısmına kadar çoktan anlamış olman gerekirdi). ayrıyeten birkaç tane daha sonuç buldum. bazı şeyler var, yakın çevremdeki sevdiğim insanların büyük çoğunluğu bayılıyor. buna örnek aklıma ilk gelen sigara. diğer örnekleriyse aklıma geldikçe sana söylemek isterim.

hiç kendini sürekli yorgun hissettiğin oldu mu lava lambası? peki geçmesi için ne yaptın? ben bu aralar sürekli böyle hissediyorum. aynaya bakıyorum, gözlerimin altını çökmüş görüyorum. sonra moralim bozuluyor. aslında çok uykum var ama uyuyamıyorum. yatağa yatıyorum, gözümü kapıyorum, aradan bir saniye geçiyor, gözümü açıyorum, bir bakıyorum sabah olmuş. yine mi sabah olmuş?! ne çabuk olmuş. olmasın.

güzel lamba, bana yemek göndermişsin, zahmet etmişsin ama bir daha gönderme. zaten hiçbir şey yiyemiyorum şu aralar. canım hiç yemek yemek istemiyor. inanır mısın bilmem ama yemek yemeye üşeniyorum. amaaan, kim yiyecek şimdi diyorum. belki de o yüzden gözlerimin altı çöküyordur, ha ne dersin? bak ama mandalina yemeye üşenmiyorum, böylece domuz gribinden korunuyorum. sen nasıl korunuyorsun domuz gribinden lamba?
hani yorgunum dedim ya lamba, aynı zamanda biraz da sıkılganım şu sıralar. insan her şeyden mi sıkılır, sıkılıyormuş işte. bu sıkıntıdan kurtulabilmem için ne yapmam gerekiyor? biliyorsan söyle. bilmiyorsan da benimle beraber sıkılır mısın? bir şey yapmana gerek yok, sadece yanımda dur, birlikte sıkılalım.

biricik lava lambası, şu sıralar günlerim hep kütüphanede geçiyor. bu biraz da zorunluluktan. gerçi şikayet ettiğimi pek söyleyemeyeceğim. hiçbir şey yapmasam bile, orada geçirdiğim saatleri verimli değerlendiremesem bile sessizliğini seviyorum. şu sıralar en çok sessizliği arıyorum. kütüphane de bunu bana fazlasıyla veriyor. sessizliğe niçin bu kadar kafayı taktığımı bir sonraki mektubumda sana anlatmak isterim. ama şimdi pek halim yok, kusura bakma.

ışıl ışıl olan lamba, kendimi çok yorgun hissediyorum ama biraz sonra yatağa gidince uyuyamayacağımı da biliyorum. belki benim de bir sen'im olsaydı hemen uykuya dalardım. izleye izleye gözlerim kapanırdı belki. ah ne güzel olurdu. "şunu da yapayım, bunu da tamamlayım, mola verdiğimde gece seninle buluşuruz" demek isterdim ama malesef bu şimdilik mümkün değil güzel lamba. yakın bir gelecekte mümkün olabilir ama henüz değil. şimdilik yoksun ama belki ilerde benim de bir sen'im olur.

ışıltından gözleri kamaşan arkadaşın,
ben

Hiç yorum yok: