
sene 2004. büyük bir müzik markette d. ile birlikte cd'lere bakıyoruz. birini alıp birini bırakıyoruz. satın alacağımızdan değil pek tabii, cd'ler dünyanın parası. biz ancak bakıyoruz. gözümüze kestirdiklerimizi sağdan soldan, ankara pasaj camiasından temin ediyoruz; çünkü internetten download işleriyle o kadar içli dışlı değiliz. elim pj harvey'nin "dry" albümüne gidiyor. arkasını çevirince pj'in göğüsleriyle karşılaşıyorum. o an bayağı şaşırdığımı hatırlıyorum. bütün bir 2004 yılı boyunca kulaklarımda sesi olan kadını fazla içselleştirdiğimden midir nedir, göğüslerini görünce az biraz alınıyorum. şimdi o halimi düşünüyorum da, on beş yaşındaki kendime gülmeden edemiyorum. ben kimim ki bir kadının çıplaklığına alınıyorum, ya da neden alınıyorum ki böyle bir şey karşısında? senden beklemezdim mi diyorum acaba kendimce, hani bize öyle öğretildi ya. yadırgamıyorum ama şaşırıyorum.
düşünceler beynimden öyle hızlı geçiyor ki artık beş dakika öncesine göre daha çok seviyorum bu kadını. yanımdaki arkadaşıma gösteriyorum, bak diyorum. o da gülüyor. uzun uzun baktığımı hatırlıyorum o resme. çıplaklığın akılllara ilk gelen anlamından başka şeyler ifade edebileceğini ben o an, tunalı'daki bir müzik markette anlıyorum galiba. göğüsleri görünen bir kadının ortada olan tek şeyinin bedeni değil, aynı anda ciğerleri ve kalbi de olabileceğini idrak ediyorum. röntgenini çektiren bir kadın var o resimde. zaten bütün şarkılarında her türlü acısı ve mutluluğu ortadayken, bedenini görünce yeni bir şey görmüş olmuyorum ki ben. ohoo diyorum, ben onun nelerini nelerini biliyorum. elbette ki bana göstermek istediği kadarını biliyorum ama yine de az şey mi duydum, dinledim sesinden?
o gün geriye dönüp bakınca çocukça bir anı olarak yer ediyor zihnimde. üstüne kendimce yeni fikirler temellendirdiğim bir başlangıç noktası oluveriyor. mahremiyet başka şeylerde diyorum. bir kadının göğüslerini görünce çok da bir şey görmüş olmuyor insan. hatta belki de hiçbir şey görmüş olmuyor. ne de olsa bir kadının iç dünyasını elbise altında aramak on dört yaşındaki ergen oğlanlara mahsus bir şey. umarım?