joni mitchell'ın bir şarkısından bahsetmek istedim. müzik kariyerinin ilk albümünden, 1968 yılına ait bir şarkı, cactus tree. joni bu albümü çıkardığında henüz yirmi beş yaşında. hayallerini gerçekleştirmeyi, özgür olmayı ve uzaklara gitmeyi anlatırken, bu uğurda bazı sevgileri de feda etmekten bahsediyor. gençlik heyecanları, özlemler, yolun başındayken yaşanan sevgiler ama tümünün kendi hayallerine sadık kalma yolunda heba edilmesi. bunu bu şekilde yorumlamak doğru olur mu, bilmiyorum ama bir şekilde insanın kendi hayalleri uğruna bir şeylerden feragat ettiği doğru. insan ne zaman özgür olur, onu da bilmiyorum. gidebildiği kadar uzak bir yere gidince mi, istediği zaman aklına eseni yapacak tek başınalıktayken mi, kendisinden başkasının sorumluluğunu taşımadığında mı? endişelerden arınmadıktan sonra uzaklara gitmek de işe yaramıyor. insan kendisiyle barışamadıktan sonra kimsenin sevgisi iyileştirici olmuyor. belki annenin, belki ailenin sevgisi. sevgi dolu bir ailenin sarıp sarmalayıcı ama aynı zamanda sana kendin olma imkanı tanıyan sevgisinden başka aklıma dostluklar geliyor, o kadar. onun haricindeki her ilişki tabiatı gereği bencil oluyor. bu bencillikle başa çıkma yöntemi olarak seyahat eden ve özgür olmakla meşgul olan joni'ye kulak veriyorum. şarkıda geçen, "kalbinin kaktüs ağacı gibi dolu ve boş olması" ne güzel bir dize diye düşünüyorum. çok küçük yaştan itibaren kadınlığıyla barışık olarak yaşayabilmiş kadınlar bunu nasıl yapıyorlar; yaşım ilerledikçe onlara özeniyorum. ben iç huzurumu bulmaya çalışırken, bunun dengesini kurmayı öğrenirken, içinde bulundukları duygu halini ve içine sığabildikleri bedeni büyük bir gururla taşıyan insanlardan biri olmadığımı görüyorum. yıllar geçtikçe her şeyin daha huzurlu bir hal alacağını bilmek ve bundan emin olmak isterdim.
bu şarkı bana kadın olmakla ilgili şeyleri düşündürüyor. bir yandan içimde kendim olmak adına dinmeyen bir mücadele var: hiçbir şeyden taviz vermeyerek kendim olmak. bir yanda yorgunluk var, bir yanda yorulmadığım zamanlarda gördüğüm güzel şeyler. bu şarkının verdiği sakinlik beni dinlendiriyor. o sırada uzaklara özlemim artıyor.
bu şarkı bana kadın olmakla ilgili şeyleri düşündürüyor. bir yandan içimde kendim olmak adına dinmeyen bir mücadele var: hiçbir şeyden taviz vermeyerek kendim olmak. bir yanda yorgunluk var, bir yanda yorulmadığım zamanlarda gördüğüm güzel şeyler. bu şarkının verdiği sakinlik beni dinlendiriyor. o sırada uzaklara özlemim artıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder