5 Mayıs 2015 Salı

virginia ve kim

kafamda bazı düşünceler var. bu düşüncelerin düzgün şekilde ifade edilmişine virginia woolf'un dalgalar kitabında rastgeldim. erkeğin duygusal dünyasını kısır olarak ifade ediyordu ve bu duruma biraz da acıyordu. romanı okudum bitirdim ve sindirebilmek icin metin eleştirisi okumam gerektiğini fark ettim. hani kitabı bitirdiğim gibi başa dönüp birinci sayfadan başlasam yeridir. daha önce de böyle olmuştu. bazı yazarları daha çok bir tecrübeymişçesine okumam gerektiğini anlıyorum. bana açtıkları düşünce kapıları elbette var; ama bende bıraktıkları hissin peşinde gidersem zihnimde daha çok yer ediyor. virginia hanım da böyle. tıpkı faulkner gibi. bir kitabı ilk deneyişimde okuyamamam beni daha çok şevklendiriyor. elbet vakti gelecek diyorum. dalgalar da böyle oldu, tam zamanıymış. erkeklerin kısır duygu dünyası fikri üzerinden derin düşüncelere daldım. kelime olarak kısır, durumu çok iyi tanımlıyor. başka ne diyebilirdik ki? mesela yetersiz? bak bu da olur. yetersiz ve sınırlı bir duygusal algı. kaç yaşına gelirse gelsin hep algılarda bir tıkanıklık. en azından bir kadına göre bir çok nota eksik, renkler sadece mavi ve lacivert. halbuki bunun bebek mavisi var, çivit mavisi var, saks mavisi ve cam göbeği var. bir de ecnebilerin azure dedikleri. ah ne güzel renktir. bu noktadan tümevarım yapıyorum. bir iddiam yok, benimki sadece bir tespit. kadının duygu dünyasının ezici bir ağırlığı var. düşünüyorum, bir kadının duygusal açlığını başka bir kadının tatmin etmesi bana çok mantıklı ve olası geliyor. ne yapsan da erkekte aşamadığın bir eşik var. üstünden atlayamadığın bir çit. o yüzden gerisine geçmek imkansız, olanla yetineceksin. erkeğin verdiği o kadar işte, daha fazlası olduğunu bilmiyor bile. bunu kabul ettim etmesine ama bu vasat durum beni tatmin etmiyor. bir sürü sanat, müzik, edebiyat adamı var. hepsinin de çok kıymetli insanlar olduğuna dair şüphem yok. zaten hâşâ, tartmak haddime mi düşmüş? bu koşullar altında genelleme yapamam ama ortalamaya vurduğumda erkeğin duygu dünyası bir kadından ziyade bir çocuğa yakınsıyor. 
***
thurston moore konseri sonrası sonic youth'u çokça dinliyorum. daha önce dinlemediğim albümleri sıraya koydum, gözden geçiriyorum. dinledikçe enerjim bedenimden taşıyor. fiziksel olarak kendimi yormak istiyorum. mesela bull in the heather şarkısından kendimi alamıyorum. dünya üzerindeki zevklere yakınsayan ritmi, gittikçe artan gerilimli temposu, sonundaki ferahlık. ne kadar güzel bir şarkı. bir de sözleri var tabii. kim gordon açık açık, böyle dan diye söylüyor. (biri üstüne tez* yazmış). ne istediğini bilen kadına hayranım. lafı dolanırmadan, en net ve kısa şekilde cümleyi kuruyor. böyle kadınları sevmekten kendimi alamıyorum. mesela patti, mesela pj harvey.



 *gender trouble girl: the disruptive work of kim gordon by thomas s. caw

Hiç yorum yok: