18 Şubat 2015 Çarşamba

koloniden ayrılan penguen

kendimden uzaklaştım. nasıl biri olduğumu unuttum. çok zaman var, kuş gibi hafif hissetmek nedir bilmiyorum. güne umutla başlamayı unuttum. göğsümde hep bir ağırlık taşıyorum. ne yapsam ciğerlerime hava dolmuyor, aldığım hava yetmiyor. içinde yaşadığım toplumdan, yakınında olduğum insanlardan bağımsız bir mutluluk mümkün mü bilemiyorum, belki olması gerekir; ben beceremiyorum. insanlar beni korkutuyor. bildiğim şeyleri gözden geçiriyorum. insanı sadece insan olduğu için sevmek bir çeşit şovenizm gibi geliyor, bu noktada hümanistliği sorguluyorum. 

benim açımdan haberleri takip etmemeyi seçmek çözüm değil. kötü bir şeylerin orada var olduğunu biliyorum. "bilmezsem etkilenmem" diyemiyorum; çünkü sokağa çıktığımda, günlük yaşamın içine karıştığımda insanları görüyorum. yüzlerindeki ifadeyi, içlerindeki kötülüğü, pisliği görüyorum. ne zaman kendime "artık daha iyi bir ruh halinde olacağım" diye telkinde bulunsam, başımı suyun içine sokmaya çalışan el, bana kendini hatırlatıyor. güzel bir müzik dinliyorum, bir kitap okuyorum, bir film izliyorum ve o an kendimi iyi hissediyorum. akabinde nerde yaşadığımı, kimlere komşu olduğumu, sokakta kimlerle yan yana yürüdüğümü hatırlayıp, başımı iki elimin arasına alıyorum. ben ne yapmalıyım, ben ne yapmalıyım? bunlara takılmamam mümkün değil.

mersin'deki minibüs yolunu da gördüm, kadıköy'de kar topu oynadıkları yeri de. bu ülkede ölmek çok kolay. biz nasıl hayattayız işte buna şaşıyorum. işçiysen, kadınsan, kar topu oynayan bir vatandaşsan ölüm tam sana göre. son zamanlarda aklıma çokça werner herzog'un encounters at the end of the world belgeselinden bir sahne geliyor. antarktika'da, kolonisinden ayrılmayı seçip, sonsuzlukta kaybolan bir pengueni anlatan o sahne. pengueni gözleyen bilim insanları, bunun tek bir şeye işaret ettiğini söylüyor; penguenin depresyona girdiğini ve sürüden ayrılarak ölümü seçtiğini.  herzog, onun bu vedasını kayda alıyor. eğer bilim insanları pengueni yolundan alıkoyup koloniye geri döndürselermiş, eninde sonunda penguen tekrar kaçarmış. "insanlar, pengueni rahatsız etmeyin ve olduğunuz yerde kalın. bırakın gitsin."
**
bir doğa olayı -kar- karşısında insanın hissettiği acizlik hissi bana bazı hayaller kurduruyor. aklımda hep doğaya kaçmak... konserlere, sinemalara, dostlara, kafelere rağmen şehirden hızlıca uzaklaşmak. doğa insanı ezip geçse diyorum. karın ardından sadece düşüneceğimiz şu olsa: "bu sene de ekinler bereketli olacak. meyve sebze güzel olacak, suyumuz gürül gürül akacak. hayvanlarımızın yediği otlar yeşil, kuzuların içtiği sütler sağlıklı olacak." 
**
acaba bunu yazma süresince ülkemde neler olmuştur?

Hiç yorum yok: