8 Ağustos 2012 Çarşamba

atalet

altı ay sonra belki şimdiki halime kızacağım. bulunduğum konum itibariyle daha önceden gitmediğim fakat şu anda gezip görebileceğim bir sürü yere gitme olanağım varken benim tek yaptığım odama döner dönmez uyumak, kitap okumak ve müzik dinlemek. film izlemek istesem onu bile izleyemiyorum; çünkü  laptop'un hoparlörü sürekli sorun çıkartıyor, bir gün çalışsa diğer gün çalışmıyor. "ohoo hazır oradayken bir sürü yeri geziyorsundur artık!" diyen arkadaşlarıma "hayır, ben işten arta kalan vakitlerde yatağımdan çıkmıyorum." demeye utanıyorum (zaten başka türlü karamazov kardeşler biter miydi ha?) bugünlerde üstümdeki atalet geçecek gibi değil. halbuki bundan bir ay önce hayatım boyunca hep yapmak istediğim bir şeyi yapıyor, dünyanın kuzeyindeki yerleri geziyordum. o zaman ne kadar mutluydum. yirmi gün arayla iki uçta yer alan ruh hallerini deneyimlemek kafamı karıştırıyor. kendimi kapana kısılmış gibi hissetmediğimde ne kadar mutlu olabildiğimi gördüm. hiç bilmediğim bir coğrafyada günlerce sabahtan akşama dolandım ama hiç yorulmadım. bütün bunları yalnız yaptım ama hiç sıkılmadım. tek başımaydım ama en ufak bir yalnızlık hissetmedim. şimdiyse çok yorgunum. duyduğum yalnızlık geçecek gibi değil ve varoluşsal kaygılarım beni boğacak gibi. gece yatağa yattığımda gözümü kapatıp, gezdiğim gördüğüm yerleri zihnimde canlandırmaya çalışıyorum. bir zaman bir yerlerde  kendi başına ve olabilecek en hür şekilde dolandığımı hatırlayınca gözümden bir damla yaş geliyor. insan başından geçen bazı güzel şeylerin gerçekliğine inanamıyor. 

Hiç yorum yok: