15 Nisan 2012 Pazar

50 words for snow



ilk dinlediğim günden bu yana kate bush'un 50 words for snow albümünün bana hissettirdiklerini yazmak istemiştim ama yapamadım. bahanem ise kafamı toparlayamadım ya da bir türlü vakit olmadı gibi şeyler değil; bende yarattığı his alemini ifade etmemin pek mümkün olmayacağını düşünmemdi. albümü daha ilk dinleyişimde, ilk şarkı olan snowflake'de kate bush şarkıya girdiği andan itibaren 50 words for snow'u kalbimin en derinlerinde bir yere koyuverdim. ilk görüşte aşk bu olmalı diye düşündüm, daha ilk dakikadan öylece kalakaldım, duvarları seyretmeye başladım. hiçbir şey yapmadan snowflake'in sözlerini takip ettim. daha ilk dinleyişimde dokuz küsur dakikalık bu parçanın yarısındayken gözümden yaş geldi. kate bush şöyle diyordu: "dünya çok gürültülü, düşmeye devam ediyorum ama seni bulacağım. bir ormandaydık, geceyarısı, yılbaşı gecesi. sanki seni görmüştüm, uzun beyaz boynunu. kırık kalbim ve muhteşem dansım."

yirmi beş-otuz sene önce çıkardığı albümleri ben bu yaşımda dinliyordum ve kendisiyle eşzamanlı yaşamam mümkün değildi. ama şimdi bir albümüne yetişmiştim, hem de çıkar çıkmaz dinlemiştim ve eşzamanlı bir şeyler yaşadığımızı düşünmüştüm. bu da beni çok heyecanlandırmıştı. "bir bulutun içine doğmuşum" diye girdiği şarkısında, "dünya çok gürültülü, ben düşüyorum ama seni bulacağım" diye devam ediyordu ve bütün bu cümlelerin karşısında tüylerim diken diken olmasın da ne olsundu? geçen aylar zarfında bu şarkıda hüngür hüngür ağladığım oldu. sadece bu şarkıda değil, bütün bir albümde. her dinleyişimde halihazırda yaptığım şeyi yapamaz, yürüdüğüm yolu yürüyemez oluyorum. o yüzden de sadece yatağımda dinliyorum. bir sürü albüm seviyorum, bir sürü müzisyen. manevi bağ kurduğum çok albüm var, artık eskisi kadar bağ kuracağım albüm sık çıkmıyor karşıma. bir albümün içine girmem zorlaşıyor, kalbimde nadide bir yer ayıramıyorum kolay kolay. ama bazı albümlerin yeri özel ve 50 words for snow da bunların başında geliyor. benim nazarımda bir son dakika manevrası, son anda gelip de baş köşeye kurulan canımıniçi kardan adam. kate'in yatağına aldığı ama ertesi sabah bulamadığı kardanadam, camını açıp beklediği ve soğuğun içine girdiği kardan adam. ben kaybetmemek için yemeyi tercih ederdim. kardanadamı yersem içimde erirdi, bu da gayet güzel olurdu.
***
kate, bana hiç iyi şeyler etmedin. her şarkının ortalama on dakika sürdüğü bu albümü dinlemekten yorulacağımı düşünmüyorum ama yine de samimiyetle söylüyorum ki bu albümü hiç bilmemeyi tercih ederdim.

Hiç yorum yok: