1 Ocak 2011 Cumartesi

gençlik konsepti-2: herkes burada sen nerdesin?

bildiğim en güzel gençlik klibi 1979'dur.


gençliğe dair söylemek istediğim şeyler bitmemiş olacak ki, bu konu hakkında ikinci bir yazı yazıyorum. kafamdaki gençlik imgesi ile örtüşmediğimi gördükçe içimde beliren o tuhaf hissi yenmem mümkün olmuyor. günlerim bir film olsaydı ben izlemek istemezdim, bu ne sıkıcı film falan derdim. bunu burada yazmaktan çekinmiyorum ya da saklama güdüsü duymuyorum çünkü hissettiğim şey bu. bir sürü salak şey yapıyor olabilirim ama en azından olmadığım biri gibi görünme kaygısı içinde değilim.

sözleşmiş gibi çıkan albümler

bu sene dinlediğim müzikler gençlik konsepti üzerine kuruluydu. beni bu konu hakkında düşünmeye sevk eden büyük ihtimalle onlar oldu. onlar geçmişe dönüp bakarken ben de kendime baktım. beach house gençlik hayallerine güzellemeler yazmış, onlarla daldığım rüyalardan the national'la uyandım. kendileri eve dönüşten bahsederken ben de döndüm kendi şehrime baktım. sorrow şarkısında bahsettikleri şehir ankara'nın ta kendisi olabilirdi. hatta hayat gailesini bir kenara bıraksan; ankara'da şair, yazar, ne bileyim, sanatçı olabilirdin. o derece depresif, o derece karamsar bir şehir. şehrimden gittikçe uzaklaşıyorum ve bir vakit ona sadece ana ocağına döner gibi dönmek istiyorum. belki ben de o vakit eve dönüşle, kredi ödemeleriyle ya da ne bileyim, kötü giden ilişkilerle ilgili bir şeyler yazarım. sonra bir de the suburbs var, unutmam mümkün değil. bu yıl gençlik konseptini kafamın bir kenarına kazımam arcade fire ile oldu sanırım. onlar gençlikten bahsederken kafalarını çevirip de arkaya bakmışlar çünkü her şey geride kalmış gibi konuşuyorlar. oysa ben böyle olmasını istemiyorum, istediğim bu değil. benim geriye bakmama gerek yok ama yine de gözüm arkaya kayıyor. bir zamanlar iyi arkadaşın olan insanlarla hayat telaşesi içinde eskisi kadar görüşememek gibi şeyleri biliyorum. geceleri uyuyamayan benim ve bana öğüt veren de onlar, ileride geceleri niçin uyuyamadığımı anlayacakmışım, öyle diyorlar. hadi bakalım diyorum ben de, yıllar sonra bir çocuk doğurmak istersem dönüp de bu şarkıyı dinlerim. belki o zaman daha iyi anlarım.
arcade fire gençliğe uzaktan bakarken wild nothing tam kalbinden bakıyor. bense kendimi arcade fire'a yakın hissediyorum, wild nothing dinlerken ise hatırlıyorum. hoplamak zıplamak istiyorum, kan ter içinde kalasıya dek dans etmek istiyorum. gençlik dediğin tutku, ter, hormondan ibaret ne de olsa. yüzeyselleştirdiğimi inkâr etmiyorum ama bu üçünün hiçbir kötülüğünü göremiyorum.

Hiç yorum yok: