11 Ekim 2010 Pazartesi

fleetwood mac - beautiful child

o zamanlar kızlar sakallı ve 'tarık akan pantolonlu' çocukları beğeniyorlarmış.

hasta bir şekilde cumartesi sabahına uyandım. mevsim değişikliğinin yarattığı salgından nasibimi almıştım. dayanılmaz boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, hapşırma ve klasik şeyler. bir bardak yeşil çayla bilgisayarın başına oturduğumda güzel bir şarkının beni karşılayacağından haberim yoktu. bilgisayarı açtım ve twitter'da marissa nadler'in "her daim güzel bir şarkı" yorumuyla fleetwood mac'den beautiful child videosuna verdiği link'i gördüm. marissa vermişse güzeldir diye düşündüm; zira marissa'nın twitter'da verdiği linkler güzel, billy corgan'ın yaptığı yorumlarsa komikti. bu ikisine itimatım sonsuzdu.

beautiful child'i dinledim, sonra bir daha dinledim ve kendi fleetwood mac arşivimi açtım. şarkılarıyla gecelerimi geçirdiğim marissa ile fleetwood mac hususunda buluştuğumuz için ayrı memnun oldum. çünkü ben o tarz grupları severim, ayrı bir sevgiyle ve tebessümle kucaklarım. bazıları burun kıvırır, fleetwood mac'i demode bulur; fakat ben onları uzun zaman aralıklarıyla dinlemeye devam ederim.

eskide kalmayı sevmem. hep eski şeyler dinlemeyi, elli yaşına geldiğinde de pink floyd-led zeppelin-deep purple döngüsünde kalmayı; ya da ne bileyim, metalciysen de hala o janrdan abilere takılmayı falan istemem açıkçası. bu gerçekten kaçtığım bir şey. yeni gelene kucak açmayı ve kulaklarımı günümüz seslerine açık tutmayı seviyorum. bu sayede dünya zamanından kopmuyormuşum gibi geliyor. böyle diyorum ama dönemsel olarak kaidemi bozan gruplar olduğunun da farkındayım. fleetwood mac mesela, the beach boys, joy division, dire straits. bunlar belli dönemlerde döndüğüm eski zamanlı komşular. yılın bitimine iki ay kala fleetwood mac'e dönmek de marissa nadler sayesinde olacakmış, kısmet. bu şarkıyı bilmiyordum, bu vesileyle öğrenmiş oldum. zaten fleetwood mac'i tanımam da smashing pumpkins'in güzel mi güzel landslide cover'ını dinledikten sonra olmuştu. ne güzel bir şarkı böyle deyip, cover olduğunu öğrenince orjinalinin peşine düşmüştüm (böyle deyince çok yorulmuşum gibi bir cümle oldu ama olay google aramasından ibaret elbette).

neyse, konuyu dağıttım ama asıl niyetim sevdiğim müzisyenlerle ortak şeyleri sevdiğimizi görünce memnun olduğumu ifade etmekti. bundan sonra da daha çok ortak nokta yakalamak için marissa'nın linklerini tıklayacağım; gülmek içinse billy'i okumaya devam edeceğim. şimdilerde billy twitter alemlerinde ona buna laf sokuyor, kızlara şebeklik yapıyor. ben de "vay anasını yaee, yıllardır gözümüzde büyüttüğümüz billy bu muymuş?" diyorum. sonra bir bakıyorum, hastalıktan 4.5*10^2'nci paket peçeteyi bitirmişim.

tam post'u bitirdim derken alakasız bir şey fark ettim. fleetwood mac'in tusk albümünün kapağı bana pixies'in doolittle'lını çağrıştırdı.

Hiç yorum yok: