16 Ekim 2010 Cumartesi

dışı farklı, içi farklı. çift taraflı giyebiliyorsun.

insan ilişkilerinde taraflara biçilen roller var. ilişkinin adına göre kişiden beklenenler, onun üstlenmesi gereken sorumluluklar var. hem içinde bulunduğumuz hem de çevremizde gördüğümüz ne kadar ilişki çeşidi varsa kendi kısıtlı algımızla hepsini bu kalıplara oturtmaya çalışıyoruz. anne-kız ilişkisi, kardeş ilişkisi, dostluklar, sevgililik müessesesi vs. hepsinin kafamızda karşılık geldiği bir şablon mevcut. adı aynı olsa bile herkes aynı şeyi yaşıyormuş gibi bir yanılsama içindeyiz. bunun ne kadar yanlış ve kısıtlayıcı bir şey olduğunu yaşım ilerledikçe daha iyi anlıyorum. anladıkça da kendimi bu duruma karşı çıkarken buluyorum. ister ebeveyn-evlat olsun, ister dostluk, isterse sevdiğin insanla olan bağ; bunun sınırlarını, yapman ve yapmaman gerekenleri kim sana dikte edebilir ki? annenin yetiştiği dönem ve onu şekillendiren dünya düzeni ile senin içinde bulunduğun düzen birbirinden bu kadar farklıyken, onun gençken başına gelenlerle senin yaşadıkların, kayıpların ve kazançların farklıyken; annenin kendi annesiyle kurduğu ilişki ile senin onunla kurduğun ilişki nasıl aynı olabilir? anne-kız deyince insanların kafasında beliren görüntü senin kendi ilişkini tanımlamayabilir. o vakit genel geçer doğrular, ahlak ve edep anlayışı, diğer insanların sınırları senin için yabancı kalır. onların sınır dışı olarak nitelediği pek çok şeyi bizzat tecrübe ediyor olabilirsin. onların saygı sınırlarıyla kendininkini karşılaştırdığında seninki elastik kaçabilir. insanların yanlış olarak nitelediği şeyler bir başkasının ilişkisinde doğrunun ta kendisi olabilir. bu, onu diğerlerinin gözünde kötü sıfatlara layık kılarken belki de kahramanımız kendince en makul olanı yapıyordur.
ya peki kötü bir şey yapmışsa? olabilir. olabilir fakat bu, pişmanlık ya da vicdan azabından kahrolması gerektiği anlamına gelmez. ahlaken büyük cezalara çarptırılması, vicdan azabından ölmesi gibi şeyler o insana yapılan haksızlıklardır. bir başkasının ne yaşadığını kim nereden bilebilir ki? ona hak verebileceğimiz bir nokta çıkmaz mı? elbette çıkar ve her türlü ilişki normali/anormali kendince yeniden tanımlar.

Hiç yorum yok: