transylvania etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
transylvania etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2012 Cuma

biri için yollara düşmek


filmdeki lambanın akıbeti aynen böyle oluyordu

bu sabah aklıma bir film geldi, transylvania. bu filmi o kadar uzun zaman önce izlemiştim ki ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum. çok çok eskiden. aklımda yer ettiğini ve içinden bazı sahneleri bugün anımsadığımı görmek beni şaşırttı; çünkü bu filmi izlediğimde öyle çok da etkilendiğimi, sevdiğimi düşünmemiştim. hatta bana bu filmi veren arkadaşımla sohbetimiz sırasında, onun neden bu filmi çok sevdiğini anlamadığımı söylemiştim. arkadaşım bu filmi çok sevmişti ve benim, transylvania'yı onun beklediği gibi kucaklayamamamdan ötürü hayalkırıklığına uğramıştı. peki bugün ne oldu da bu filmi hatırlayıverdim dediğimde, belirli bir şey olmadığını gördüm. sadece birkaç gündür aşk için yollara düşmek kavramının nasıl bir şey olduğunu düşündüğümden bu filmin aklıma geldiği sonucuna vardım. bana, biri için yollara düşme kavramını inceleten de dinlediğim bir albümdü, tramp. sharon van etten'in bu albümündeki bir şarkıda "bu şehre taşınma sebebim sensin/ bu şehirden taşınma sebebim sen olacaksın" diye bir laf geçiyor. biri için şehir değiştirmek, düzenini dağıtmak ve sonra yeniden kurmak... bunlar çok büyük şeyler ama seven bir insanın yapamayacağı şeyler değil. karşındakine güvendiğin için değil de; kendine güvendiğin için, hissettiğin şeyin gücünü bildiğin için kalkıp gidiyorsun. herkes için yapmıyorsun bunu, yapmak içinden gelmiyor. sadece bazısı için böyle büyük bir taşın altına elini sokuyorsun. öyle güçlüsün ki dünyanı değiştiriyorsun, hatta verseler dünyayı da değiştirebilirsin. biri için yollara düşmek ne ki, düşersin elbet. uzak yolları aşarsın, yorulmazsın, seyahat edersin.

"senin için geldim, senin için bu caddelerde yürüyorum" diye şarkılar söyleyen bir kızla; transylvania'da bir adam için kıtalar aşan, bilmediği ülkelerde dolaşan bir kadını özdeşleştirdim. delirme sınırına yaklaşan, yollarda kendini yıpratan bu kadını daha önce hiç anlamadığımı düşündüm. zamanında izlediğimde empati kurduğum karakter, filmdeki bir diğer adamdı, birol ünel'in oynadığı karakter. filmden aklımda kalan en net sahne, dediğim adamın kadın karaktere bir eskiciden kristal taşlı, ışıl ışıl bir lamba alışıydı. o adam o lambayla kalbimi fethetmişti ama ben kadını anlamayı bir türlü becerememiştim. şimdi çok çok uzun zamanların ardından, anladığım ve sevdiğim o kadın oluyor. meğersem yollara düşen o kadını anca şimdi anlayabilirmişim, o yüzden de o filmi o zaman izlediğimde değil; şimdi hatırladığımda sevebilirmişim.

bir kadının şarkısından, başka bir kadının yolculuğuna bağ kurup; yine bütün bunları bir lambada bitirmeyi başardım. yukarıdaki resim, hayatında en az bir kez sevdiği kimse için şehir değiştiren tüm gönül dostlarına armağan olsun.