sait faik'in son kuşlar kitabı rafımda durur. bu kitap üzerine hep yazmak istemişimdir ama üşengeçliğimden mi yoksa yazacaklarımı kafamda bir türlü toparlayamamamdan mı bilmiyorum, yazamamışımdır. birkaç öykü var ki kendimi okul çocuğuymuşum gibi hissetmek istediğimde aklıma geliverir. ama bir tanesi de var ki bugünlerde iç sesim bana hatırlatır durur: haritada bir nokta öyküsü. orada der ki; yazmasaydım deli olacaktım. al benden de o kadar sait faik derim. bu ülkede, bu günlerde defterime bir şeyler karalamazsam hastanelik olacakmışım gibi. beni hiçbir ilaç, hiçbir doktor iyi edemeyecekmiş gibi gelir.
bakarım bir yanda biz uyurken meclisten -belki artık son kez meclis lafını kullanıyoruzdur- referandum kararı çıkmış. bakarım diğer yanda başta amerika olmak üzere pek çok avrupa ülkesinde kadınlar trump'a karşı yürümüş. bunun bir benzerini 2017 yılı türkiyesinde yapmak artık mümkün değil. kadınlar bir araya gelecek de birileri elinde mikrofon, bir siyasi figüre karşı öfkelerini kusacak. hadi canım. hatta şimdi düşününce gezi zamanı bile ne kadar ileriymiş diyorum. o zamanki eylemi şimdi yapamazsın, yaptırmazlar. ona göre tedbir aldılar, polislerini eğittiler, sınırsız haklarla donattılar. ama işte dünyanın bir yerinde kadınlar toplanıyor. yürüyor, şarkılar söylüyor ve ellerinde mikrofonla bağırıyor.
düşünüyorum, ben artık erkek hikayesi duymak istemiyorum. bazı şeyleri yalnız benim hissettiğimi düşünüp yalnızlığa kapılmamak için diğer kadınların sesini duymaya ihtiyacım var. belki cinsiyetçilik olarak algılanacak ama duygusal olarak sınırlı bir erkek dünyasındansa bir kadına sığınmaya ihtiyacım var. kendimi ne zaman üretken ve verimli hissetsem bunu büyük bir zevkle kısırlaştırmaya çalışan erkekler görüyorum. kendisi üretirken yanındaki kadın geride dursun. kendisi üretirken kadın ona destek olsun ve öncelik kendinde olsun. bunlar bizi hep köreltmedi mi? ben çok sıkıldım. böyle erkeklerden, kendini bir kadının gözünde tanrı olarak görmenin zevkine muhtaç erkeklerden çok sıkıldım. andrea arnold'un american honey filmini izledim ve işte bunlar üzerine düşündüm. benim için mesele filmin kendinden çok; bu filmi çeken kişinin bir kadın olması, benim bu filmde çok şey bulmam oldu. andrea arnold'ı fish tank'ten beri takip ediyordum. o çok güzel bir filmdi ama sanırım andrea arnold'ın benim için özel bir yönetmen olması wuthering heights uyarlamasıyla oldu. o filmden sonra kendisi bende kıymetli bir yer edindi. nerede içime dokunan bir şey görsem altından ismi çıktı. transparent dizisinde üç bölüm yönetti. dizide en ağladığım bölümde adını gördükten sonra bir şekilde onun işlerini tanıyabildiğimi düşündüm. ama bu tekniğinden ya da benim böyle şeylerden anlamamdan ötürü değildi. somut bir şeylere dayandıramadığım, tamamen hissel bir şeylerin izini sürerek onu tanıyabildiğimi gördüm. bu topraklarda nasıl sünni erkek değilsen ikinci plandaysan, dünyada da beyaz erkek değilsen öylesin. andrea arnold da bunu coming of age dedikleri büyüme hikayeleriyle dile getiriyor. kendisini ne zaman düşünsem, göğüslerim ilk çıkmaya başladığında hep kendime iki beden büyük tişörtler giymem ve herkes bana bakıyor sanmam aklıma gelir. o halime, o dönemime acıyla bakarım. üstelik bu gelişimin ne kadar doğal olduğunu bana anlatan bir annem olmasına ve büyük şehirde yetişmeme rağmen böyle bir dönemden geçmişim. işte bazı şeyler toplumsal, bazı hastalıklı şeyler zihnine sen küçükken işleniyor. bilirim ki şu anda bu ülkede, bir yerlerde göğüsleri yeni çıkan kızlar kambur yürümekte. onlara şefkat gösterip, sırtlarını sıvazlamak isterim ama elimden bir şey gelmez. bazı şeyleri bu erkek dünyası anlamaz. anlamalarını da beklemem. tek istediğim bazen biraz susmaları. her konuda hep diyecek bir şeyleri var. ben artık dinlemek istemiyorum. bütün bu söylediklerime bile okudukları iki kitapla psikanalitik yorumlar getirip, "evet erkek nefreti, evet bilumum travma" açıklamalarıyla entelektüel tatmin yaşayacak o kadar çok adam var ki...
halbuki istediğim, o kadın enerjisinin dünyaya salıverilmesi. kadınların düşüncelerinden, hayallerinden ve arzularından ötürü erkekler tarafından manipülasyona uğratılmama direncini gösterebilmeleri. isteğim daha çok kadın hikayesi duyabilmek, daha çok kadın filmi izleyebilmek.
halbuki istediğim, o kadın enerjisinin dünyaya salıverilmesi. kadınların düşüncelerinden, hayallerinden ve arzularından ötürü erkekler tarafından manipülasyona uğratılmama direncini gösterebilmeleri. isteğim daha çok kadın hikayesi duyabilmek, daha çok kadın filmi izleyebilmek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder