toni erdmann
son bir haftayı hasta olarak geçirdim. etraftaki grip salgınından ben de nasibimi almış olmalıyım ki haftanın son iki gününü raporlu, geri kalan günleriyse ayakta ama kafam bulanık olarak sona erdirdim. bu sefer hastalık beni fena vurdu. battaniyenin altında, yataktan hiç çıkmadan ve neredeyse iki koca gün boyunca uyuyarak biraz düzeldim. bu süreçte tek yapabildiğim film izlemek oldu. bir süredir film izlemekten zevk almıyordum. uzun zamandır da film izlemiyordum. bu sebeple ilk tercihim 2016'da oldukça sözü edilen alman filmi toni erdmann oldu.
yönetmenliğini maren ade'nin yaptığı toni erdmann; bir babanın, hayatındaki önceliği işi olan kızıyla iletişim kurabilmek için yarattığı ikinci kişiliğini anlatıyor. baba oldukça şakacı, mizahi yönü kuvvetli ve onun bu mizah anlayışı insanlar tarafından garipsenebiliyor. film o kadar güzel ki bittiğinde sadece bu sene değil, genel anlamda izlediğim en iyi filmlerden biri olarak hatırlayacağım diye düşündüm. yaratılan çift kişilikli baba karakterine sevgiyle yaklaşmamak benim için imkansız. bir alman filminin bende bu denli sıcak hisler uyandırmasına şaşırdım. insanın bir filmi izleyip beğendiği çok olur ancak pek az karakteri çok sever. alter egolu bu baba benim pek sevdiğim bir karakter oldu. film boyunca biraz hüzünlendim, bolca kahkaha attım. zaman geçip de bu filmi düşündüğümde yüzümde bir tebessüm oluşacak.
andy kaufman
film ve yönetmeniyle ilgili internette araştırma yaparken, yönetmenin toni erdmann karakterini yaratırken amerikalı komedyen andy kaufman'dan ilham aldığını okudum. andy kaufmann ismini duyduğum ancak hakkında en ufak bir şey bilmediğim biriydi. hatta belki charlie kaufman ile karıştırıyor bile olabilirdim. andy kaufman deyince gözümün önüne bir yüz de gelmiyordu. bu sebepten merak ettim ve kendisini araştırmaya başladım. hastalıktan ötürü vaktim boldu -neredeyse iyi ki hasta oldum diyeceğim- oturdum, youtube'dan 70'li yıllardan kalma andy kaufman videoları seyrettim. andy kaufmann'ın mizah anlayışını dadaizm ile tanımladıklarını öğrendim. yani mantıksızlık, absürdlük, anlamsızlık ve her şey ile dalga geçme üzerine kurulu. dadaizm nedir diye oturup da hiçbir şey okumamıştım. okuyunca gördüm ki dadaizm 1.dünya savaşı esnasındaki o bunalımlı havanın sonucu olarak doğmuş. ben de günlerdir andy kaufman'a niçin bu kadar kapıldım diyordum. sanırım sebebi buymuş. ben de içinde bulunduğumuz bu atmosferden çok sıkıldım. ruh sağlığımın günden güne kötüye gittiğinin farkındayım ve kendime çıkış noktaları arıyorum. andy kaufman'daki bu mantıksızlık, saçmalık, onu hangi kalıba koyacağımı bilememek beni ona çeken şey oldu. günlerdir bir tek onu izliyorum. bulabildiğim her şeyi manyak gibi izlerken, dün de jim carry'nin andy kaufman'ı canladırdığı milos forman filmi man on the moon'u izledim. jim carrey'nin birebir andy kaufman olduğu film sonrası, kaufman'a olan ilgim daha da arttı. bu filmin çekimleri sırasında jim carrey yönetmen milos forman'ı çok kızdırmış çünkü çekimlerin haricinde de sette sürekli andy kaufman ya da andy'nin alter egosu olan ikincil karakteri tony clifton olarak dolaşıyormuş. "ben jim carrey'i on dakikadan fazla tanımadım" diyor yönetmen. bu noktada andy kaufman'ın tony clifton karakterinden de bahsetmek gerekir. bir taverna şarkıcısı tipinde, parlak ceketi, kötü sesi, asabi halleri ile hiç sevilmeyen bir karakter tony. andy hiçbir zaman tony'yi canlandıran kişi olduğunu kabul etmemiş. hatta insanları şaşırtmak amacıyla kendisi andy olarak sahnedeyken, arkadaşı bob zmuda tony clifton kılığında defalarca sahneyi basmış. tony karakterini bob zmuda ile dönüşümlü oynamışlar. hatta andy kaufman'ın genç yaşta vefatının ardından toni clifton karakteri yaşamış; çünkü kendisi öyle istemiş. bu durum ölenin andy olduğu ama tony'nin yaşadığı olarak algılanmış.
toni clifton
andy kaufman hep zamanının ötesinde biri olarak niteleniyor. mizah anlayışı o zamanlar yanlış anlaşılmış. seveni kadar sevmeyeni de çokmuş. hatta sevmeyeni daha fazla olmuş. gösterisine gelen insanlara great gatsby okuması ve insanların salonu terk etmesi, ülke çapında sadece kadınlarla güreştiği saçma güreş müsabakaları düzenlemesi, kamera önü kavgaları, sataşmaları hep tepki toplamış. insanların algılayamadığı ise bütün bunların birer kurmaca olduğuymuş. andy herkesle kafa bulurken, amerika halkı onu ciddiye almış. kendini hep "bu bir şakaydı" diye açıklamak durumunda kalmış. insanları sürekli kandırdığı için de ölümünün bile yalan olduğu düşünülmüş. bir süre sonra ortaya çıkacak ve aslında ölmedim diyecek demişler. ölümünün yirminci yılı olan 2004 yılında kaufman hayranları kaufman'ın da katılacağını düşündükleri bir parti organize etmişler çünkü birçok insan onun bir köşede inzivaya çekildiğini düşünüyormuş. kaufman'ın aslında yaşadığı gibi haberler yıllar boyunca ara ara haber olmuş.
toni erdmann ile başlamıştım ancak lafı andy kaufman ile bağladım: andy ve onun ikinci kişiliği tony clifton. toni erdman'ın ismi, tony clifton'a bir gönderme. tıpkı peruğu gibi. toni erdmann filmine bir de teşekkür borçluyum ki beni andy ile tanıştırdı. beş sene önce olsa muhtemelen andy'ı sevmezdim, ilgi çekici bulmazdım. ancak şimdi içinde bulunduğumuz şartlar itibariyle her şey bana o kadar saçma, ülke o kadar kötü bir film gibi geliyor ki andy'yi izlerken anlam buluyorum. kendisi "ben komik biri değilim, komik olmaya çalışmıyorum" demiş her seferinde. zaten ben de andy kaufman'ı izlerken pek gülmedim. sadece insanlarla kafa bulmasına bayıldım. kendisine tarihin gördüğü ilk troll diyorlar. andy kendini ciddiye almadığını ifade etmiş. yalnızca hayatı sevdiğini ve her anı değerli gördüğünü belirtmiş. bu laflar tony erdmann filmine de ilham vermiş olmalı ki o filmde de benzer bir ton yakalanmış.
sonuç olarak ben iki toni'yi de sevdim. ama hepsinden daha öte andy'i öğrendiğim için memnunum. henüz otuz beş yaşındayken, hayatında hiç sigara içmediği halde akciğer kanseri sebebiyle bu dünyadan göçüp gitmesi, andy kaufman'ın giderayak bile insanları trollediğini göstermez mi?
aşağıda rem'in andy için yaptığı, filme de ismini veren man on the moon şarkısının canlı bir performans videosu var.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder