size sheffield'dan bahsetmek isterim. ingiltere'nin güney yorkshire bölgesinde bir endüstri şehri olan sheffield'dan. şu hayat ne garip. adını ilk kez yıllar önce bir hocamdan duyduğum bu şehre bir gün yolumun düşeceğini hiç tahmin etmezdim. hocamdan, şehrin üniversitesi university of sheffield vesilesiyle haberdar olmuştum ve ziyaretim de tam olarak bu üniversiteye gerçekleşti. üniversite yıllarımda çeşitli sebeplerle çok parlak bir öğrenci olamadım, bölüm derslerimde hep ortalama bir yol izledim. dolayısıyla hocalarımdan akademik referanslar alabilecek seviyede bir öğrenci değildim. hocam bu üniversitedendi ve bana asla referans vermedi. yıllar sonra bir konferans vesilesiyle bu üniversiteye adım attığımda aklıma gelen şey, keşke daha başarılı bir öğrenci olabilseydim oldu. o zaman buraya gelebilirdim belki dedim kendi kendime.
sheffield geçmişte başta pulp olmak üzere richard hawley ve arctic monkeys ile birlikte daha görmeden bende sempati oluşturmuştu bile. öncelikli olarak demir-çelik endüstrisinin gelişmiş olduğu şehirde, ekonomi; metalurji, madencilik ve öğrenci nüfusuna dayanıyor. şehrin iki tane üniversitesi var ve okul binaları bütün şehre yayılmış durumda. ben hep kampüs üniversitesinin en güzel alternatif olduğunu düşünürdüm. sanırım bu ülkemiz için böyle. ancak avrupa şehirlerinde dağınık binaları gördükçe fikrim değişmeye başladı. herhangi bir köşebaşını döndüğünüzde gördüğünüz eğitim binaları şehre canlılık ve gençlik enerjisi katıyor. sheffield da böyle bir şehir; enerjisini öğrencilerden alan, gecenin bir yarısına kadar tek açık kalan mekanın publar olduğu, geç saatlere kadar toplu taşımanın bulunduğu bir şehir. saat akşam üzeri beş oldu mu dükkanların kapandığı ve insanların okul/iş çıkışı parklarda, publarda bira içmek üzere toplandığı şirin bir yer. turistik olduğunu söyleyemeyeceğim, zaten kimse de bunu iddia etmiyor. ancak ben müzik üzerinden sempati duyduğum için oldukça sevdim. sadece dört gün geçirdim ancak müzik marketleri, pubların camlarına yapıştırılmış konser ilanları, amatör grupların duyuruları vesilesiyle şehrin müzik ile kurduğu bağı fark ettim. keşke daha çok vaktim olsaydı, müziğin peşinde bu küçük şehri defalarca arşınlasaydım dedim. bir ara sokakta yürürken bir çiçekçi dükkanının önünden geçtim ve "jarvis cocker sustained broken leg due to the clambering out of a window this site (1985)" yazan bir yapıştırma gördüm. yazıya yaklaştığımda altta bir web sitesi adresi duruyordu. projenin ismi de uncommon people-the dna of sheffield music map'ti (pulp'ın güzeller güzeli şarkısı common people'a referans) üniversitenin yıllar süren bir çalışmayla gerçekleştirdiği bu proje son derece akademik ve kapsamlıydı. sheffieldlı ünlü grupların kişisel tarihlerinde yer etmiş binaları, mekanları haritada işaretleyerek size alternatif bir gezi yaptırıyordu. böylesi bir şeye tesadüfen rastlamış olmak bile başlı başına bu şehirde geçirdiğim zamanı benim için anlamlı kıldı.
geçen sene ifistanbul kapsamında pulp: a film about life, death and supermarkets belgeselini izlemiştim. o zaman aklımda sheffield'i anlatan bir genç yer etmişti. "burada kimse paramı çalamaz. çünkü çalarsa gider ertesi gün ondan geri alırım" diyordu. bu yorum beni gülümsetmişti. böyle bir şehir kötü olamazdı. gece geç saatte sokaklarında sarhoşlar vardı ama kimseye zararları yoktu. gece saat on ikiden sonra şehrin merkezinden kaldığım yere yürüyerek, bilmediğim sokaklardan, birkaç sarhoşun yanından geçerek geldim. üzerimde türkiye'de o saatte sokakta rahat hissetmeyeceğim bir kıyafetle hissettiğim güveni, hiç bilmediğim bu şehirde hissettim. burası londra ya da istanbul gibi metropol bir şehir değil, ancak benim aradığım da artık büyük şehirler değil. müziğin olduğu, konserlerin yapıldığı, müzisyenlerin uğradığı bir şehir olması benim için yeterli. sevgili sheffield, seni de müzisyenlerin kadar çok sevdim.


4 yorum:
"jarvis cocker sustained broken leg due to the clambering out of a window this site" mükemmelmiş.
değil mi? ilber hocaya taş çıkartacak bir tarih işçiliği var :)
bende bir şekilde yakınlarından geçersem uğrama isteği uyandırdı. ama yakın zamanda ingiltere yolculuğu görünmüyor :)
ben de aynı şeyi lyon için hissettim. işin ilginci schengen'den ötürü benim bir ara fransa'ya girmem gerekiyor. lyon güzel olabilir dedim :)
Yorum Gönder